Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Sen
José Saramago
Ortalık Savaş Alanı
Serçe Parmak
Sen susunca
Ders
İncir ve Leylağa adanan
Yaşama adanan
Sana adanan
Sana adanan
Kız Nasıl İstenir?
Hayatın İçerisindeki Geom ...
İstanbul'da Bir Hafta
Hikayem
Annem Kime Oy Verecek
mavi pasta, mektup, çocuklar ister ama bir saatleri yoktur, çocuk her zaman çocuktur, mavi kapılı ev, günlük, özledim seni, sabaha nasıl başlamalı, günaydın, köpek fotoğrafı tümü

Şu an sitede 12 kişi on-line
Bugün 632 ziyaretçi 
Toplam 12,003,397 ziyaretçi 
 
 
   
  José Saramago
  23.04.2018 - Kitaplığım
   
 
Nedense tekrar elime aldım...José Saramago - Körlük 

Körlük, araba kullanmakta olan bir adamın yeşil ışığın yanmasını beklerken ansızın körleşmesiyle başlar.

Adamın körlüğü başvurduğu doktora da bulaşır. Bu körlük, bir salgın hastalık gibi bütün şehre yayılır; öldürücü olmasa da bütün etik değerleri yok etmeyi başarır. Toplum, görmeyen gözlerle cinayetlere, tecavüzlere tanık olur. Koca şehirde körlükten kurtulan tek kişi, göz doktorunun karısıdır. Bu çarpıcı roman, büyülü gerçekçilik akımının bütün yönelimlerini içinde barındırması bakımından ayrıca önem taşır. 
 
Romanda adı belirsiz bir ülkenin başkentinde seçim günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağınca kimse oy vermeye gitmez. Öğleden sonra sandıkların kapanmasına yakın bir saatte yağmur durunca, seçmenler sanki emir almışçasına oy vermeye koşar. Ama sandıklar açılınca, kullanılan oyların büyük çoğunluğunun boş olduğu görülür. Sağ, merkez ve sol parti oyların çok küçük bir bölümünü alabilmiştir. Boş oyların fazlalığını yağmurun yağışına bağlayan ülke yönetimi bir hafta sonra seçimleri yeniler ama güneşli günde yapılan seçimlerin sonucu daha da vahim çıkar: Bu sefer, kullanılan oyların yüzde 83’ü boş çıkmıştır. Halkın arasına salınan muhbirlerden tüm güvenlik birimlerine kadar hiç kimse halkın neden boş oy kullandığı konusunda tatmin edici bir cevap bulamaz.
 
Zamanla bu durumun bozguncu bir grubun, dahası uluslararası anarşist bir örgütün işi olduğunu düşünen hükümet olağanüstü hal ilan eder. Ama ortada sıkıyönetimi gerektirecek bir neden yoktur. Çünkü halk kendi tercihini yapmış ve seçimde boş oy kullanmıştır. Ama bu durumu önemli bir tehlike olarak gören hükümet, yaşanan herhangi bir olayı dış mihrakların bir oyunu olarak yorumlayıp halkı cezalandırmak için devletin başkentini başka bir yere taşıma kararı alır. İlginç bir şekilde, başkentin taşınması ve devletin bütün güvenlik birimleriyle şehirden çekilmesinin ardından, başkentte kargaşanın hâkim olması beklenirken şehirde tek bir olumsuz olay yaşanmaz. Hatta eskisinden daha güvenli bir yere dönüşmüştür şehir. Hükümet kuvvetleri, seçimlerde boş oy kullanan halkın kendisine ihtiyaç duyması için bilerek kargaşa yaratır ve bu kargaşanın yegâne kurtarıcısı olarak kendini göstermeye çalışır. Ama tüm çabalar sonuçsuz kalır. Nihayetinde, yıllar önce şehri saran “körlük salgını”ndan kurtulan tek kişinin bu olayla (boş oy kullanma eylemiyle) ilişkili olduğundan kuşkulanılır. “Beyaz veba”nın öteki şehirlere de yayılmasını önlemek için başkent ablukaya alınır ve bir komiser “suçlular”ı bulmakla görevlendirilir. Körlük salgınında gözlerini kaybetmeyen tek kişi olan doktorun karısını bu boş oy verme eyleminin günah keçisi yapmak amacıyla yola çıkan polis komiseriyle beraber romanın seyri de değişmeye başlar. Tâ ki halkın sessizliği bozulana kadar. 
   
   57 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
 
   
  << Önceki | Sonraki >>