Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Ölüm el sürmez yaşay ...
Akıl, kalbi durdurab ...
Afilli sofra
Klavye bu gecelik be ...
Bugün İstanbul'da
:(
Somut
İşte
insan
siddetle tavsiye ederim
Kız Nasıl İstenir?
Hayatın İçerisindeki Geom ...
İstanbul'da Bir Hafta
Hikayem
Annem Kime Oy Verecek
annemize ne hediye alalım, edip cansever şiirleri, film, çocuğunuzu nasıl elde edersiniz, ergn bir çocuğun karşılaştıkları, çocuk, tatilde ilk, yıkılışımız, günlük, tümü

Şu an sitede 8 kişi on-line
Bugün 4,171 ziyaretçi 
Toplam 11,062,540 ziyaretçi 
 
hrant dink Etiketiyle İlişkili Tüm Yazılar
 
   
  Can Dündar'dan Ağca Yazısı
  19.01.2010 - Günlüğüm / Aktüel
   
 

Can Dündar Önceki gün..
Hepimiz Ağca'yız diye bir yazı yazdı.
Bugün Hrant Dink'in ölüm yıldönümü.

1 Şubat 1979 akşamı…
Milliyet’in Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi, Ankara’da Başbakan Ecevit’le görüşmüş, İstanbul’a dönüyordu.
16.40 uçağında işadamı Sakıp Sabancı ile karşılaştı. Yan yana oturdular. Yol boyu ülkenin ve ekonominin durumu üzerine sohbet ettiler.
Bir ara Sabancı, “Milliyet satılıyormuş, öyle mi” diye sordu.
“Aslı yok” diye geçiştirdi Abdi İpekçi…
“Yok, yok… satılıyormuş” diye üsteledi Sabancı…
“Parası olan alır” diye kapattı İpekçi…
Bu konu, yüreğini burkuyordu.
4 saat sonra, bugün kendi adını taşıyan caddenin köşesinde vahşice kurşunlanacaktı.

* * *
 
Onu kurşunlayan adam, serbest kalacak bugün…
İpekçi’yi vurduğunda 20 yaşındaydı. Bütün ömrü hapiste geçti; ama cinayetiyle bizim ömrümüzü de hapsetti.
Sıktığı kurşun, sadece sağduyunun simgesi bir gazeteciyi değil, sağduyuyu da vurdu.
“Amaçları hükümeti devirmek, toplumda panik ve umutsuzluk yaratmaktır. (..) Olağanüstü yönetim biçimlerine yönelmek, teröristlerin oyununa gelmek demek olacaktır” diye yazmıştı İpekçi
Bunu yazdıktan 6 ay sonra öldürüldü.
19 ay sonra da hükümet devrildi. Toplum umutsuzluğa düştü, panikledi. Türkiye teröristlerin oyununa gelip olağanüstü yönetim biçimine yöneldi.
Bir daha da hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
 
* * *
 
Ağca yattı çıkıyor.     
Oysa işlenen, bireysel görünümlü kolektif bir suçtu.
Birileri ona “İpekçi’yi öldür” emrini vermişti.
Bazıları silah ve para temin etmişti.
Azmettirenler vardı; cinayet sırasında köşede bekleyenler, kaçtığında evinde saklayanlar vardı.
Sorguda gereken soruları sormayanlar, sorgu süresini uzatmayanlar, onu yargılayan hakimin evinin önüne bomba koyanlar…
Ağca’yı istediği cezaevine nakledenler, cezaevinde ona tabanca ile er üniforması temin edenler, askeri bir hapishaneden firarına yardım edenler…
Ona pasaport verenler; Emniyet’teki pasaport kayıtlarını ateşe verenler…
Cinayet sırasında yalnız olmadığını gören şahitler… gördüğünü anlatmasın diye tanıkları tehdit edenler… buna rağmen tanığı kaderine terk edenler…
Yurtdışında onu misafir edenler…
Bütün bunları bilip hiç ses etmeyenler, olayın üzerine gitmeyenler…
Susup bekleyerek suça iştirak edenler…
 
* * *
 
Böyle bakınca “Hepimiz Ağca’yız!”
Bir koca orduyuz, suç ortaklarından...
Aktif işbirlikçilerin kimi kahraman oldu sonradan, kimi genel müdür, kimi bakan…
Pasif suç ortakları ise, izlediler sessizce… ve mağduru oldular, hesabını sormadıkları sürecin…
Hesap soranlar mı?
Onlar da Ağca ve ortaklarının kurşunuyla kendine mazeret yaratan “olağanüstü yönetim biçimi”nden sonra ya vuruldular ya susturuldular.
 
* * *
 
İki hafta sonra hem Abdi İpekçi’yi anacağız, hem de lüks otelde kalan katilinin anılarını okuyacağız.
30 yıl geçti aradan:
Katilleri kahraman yaptık.
İpekçi’nin hesabını soramadık, mirasını koruyamadık.
Utanıyoruz. Yüreğimiz burkuluyor bizim de...
   
   3,272 kez okunmuştur. Yorumlar (3) - Yorum yaz! - Etiketler : hrant dink, abdi ipekçi
   
 
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
  | Sonraki >>