Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Kişisel Gelişim
  Yol Alan Yazılar
  Bilmece
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Söyle Bana Marina K ...
Hiç kimseye bir şey ...
Sevmek Fırtınaları D ...
Gözleri Kör Olanlar ...
Kölelik
:(
Somut
İşte
insan
siddetle tavsiye ederim
Etkili İletişim
"Sen benim için önemli de ...
Haftasonu tatili hakkında ...
Neden Ben?
Sizin Hala Screet'iniz Yo ...
At fotoğrafı, günlük, evde şarap yoksa nasıl çağırılır, hayat işte, günlük, geceleri, sirkeci tren istasyonu, cf kart okuyucu, kart okuyucular, evliliğimi kurtarabilir miyim? tümü

Şu an sitede 10 kişi on-line
Bugün 3,355 ziyaretçi 
Toplam 11,031,546 ziyaretçi 
 
Laboranite / Kişisel Gelişim
 
   
  Söyle Bana Marina Kalbimi Nasıl Açabilirim Sana…
  02.10.2017 - Laboranite / Kişisel Gelişim
   
 

Var olmanın dayanılmaz ağırlığı ve gerçekleşmeyen hayaller. Jean-Paul Sartre günlük biçiminde yazdığı Bulantı isimli kitabında, romanın kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi anlatıyor. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Roquentin’in kendi bedenine de yöneliktir.


Roquentin, dünyanın saçmalığını, yüreğinde “bulantı” duyacak derecede açık seçik görebilen, ama bu gerçek karşısında yaşamını değiştirmeyecek kadar uyuşuk bir aydındır…: “Ben geçmişimi nerede saklayacağım? Geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız. Onu koyacak bir eviniz olmalı. Gövdemden başka şeyim yok benim. Yapayalnız bir adam, salt gövdesiyle anıları durdurup saklayamaz. Anılar üzerinden geçip gider onun. Ama yakınmamalıyım. Çünkü özgür olmaktan başka şey istememiştim.” 


Roquentin gerçekten de özgür olmak istiyormuydu acaba? İç sıkıntılarından kurtulamayışımızı Roquentin ile öylesine güzel görüyoruz ki.. Sürgün olarak yaşıyoruz sanki. Evimizden sürülmüş, köyümüzden sürülmüş, insanlığımızdan sürülmüş birer varlık gibi.

Sanki bir avdaki av ve avcı ilişkisini yaşıyoruz. Kimimiz dönüp avcısının gözlerinin içerisine bakarak yüzleşebiliyor. Kimimizin ise bunu yapmaya bile cesaret edemiyor.

Son zamanlarda kurşuna dizilen İspanyol şair Frederico Garcia Lorca’nın dizeleri sık sık aklıma geliyor: 


Özgür olmayan insan nedir?
Söyle bana Marina.
Söyle seni nasıl sevebilirim.
Özgür olmazsam..?
Sana kalbimi nasıl açabilirim.
Bu yürek benim değilse..?


Yürek tabii sizin değilse yapacak bir şey yok demektir. Lorca gibi yüreğinizi geri alacaksınız. Nasıl mı?

Şöyle;

Önce Marina’ya durumu anlatacaksınız.
Marina aslında bu yürek benim değil.
Borç aldım diyeceksiniz.
İşte orada Marina önemli
Marina derse ki…
Olabilir ne olmuş ki,
Binlerce insan borçla yaşıyor.
Hele bizim ülkemizde borçsuz yaşayan olmuş mu ki.
O zaman siz o sizin olmayan yürekle yaşamaya devam edersiniz.

Marina’yı da sevemezsiniz doğal olarak.

Şanslıysanız…

Marina der ki, bu böyle olmaz…
Siz siz olursunuz o zaman.
Borçlu yüreğiniz ne olur bilemiyorum işte.

Bazen gerçekler acı olabilir. Korkmayın neyse onu söyleyin. 
Sonuçları en fazla canınızı yakar.

Söyle bana Marina.
Canım da yanmayacaksa,
Ulaşabilir miyim sana.

   
   372 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
 
   
  | Sonraki >>