Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Atatürk Albümü
Çocuklar
Bir Ülke, Bir Şehir
Fotoğrafta baktıkla...
Çiçekler
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Üç fotoğraf
Üç Fotoğraf
O Fotoğraflar
Süper Kahraman
Hikayem
bahar
kanlica
anlatsana biraz
:(
Geçiş...
Hikayem
Cumalı Kızık'ta Bir Gün
Atatürk'ün Kız Kardeşi
Mutluluğun Fotoğrafı
Kara Tren Gecikir Belki H ...
istanbulda bir gün, hayat işte, günlük, mektup, davulcu, hayvan çiftliğim, fotoğraf, günün okul twitleri, okula geç kalanlar nasıl hazırlanıyor, günaydın tümü

Şu an sitede 2 kişi on-line
Bugün 589 ziyaretçi 
Toplam 9,489,223 ziyaretçi 
 
 
   
  Hikayem
  05.11.2013 - Fotoğraf Sütüdyom
   
 

 

   
   36,617 kez okunmuştur. Yorumlar (5) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 5 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2013-11-06 14:42:26
İsim : Cano
Başlık : Hikayem
Yorum : İnsanın hikayesi olması ne güzel...
   
Tarih : 2013-12-02 10:04:42
İsim : nesziha
Başlık : ....
Yorum : ne dersin deposilin üretilir mi ? benim hikayemin devam etmesi için ...
------
vardır mutlaka bir çaresi.
Öyle hemen pes etmek yok :(
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2016-06-08 05:53:47
İsim : önemli mi
Başlık : Bazen...
Yorum : Blues dinliyoruz! Kalite işte.

Ayda bir kez uğrar ...Blues dinliyoruz. Bu mu? Kalite takılıyoruz. Bu lafları bana yapıştıran bakımlı bir transseksüel hanım. Yok yav dedim. Başka kanal çekmiyor. Güldü. Bu kez de Mutluluk mu okuyoruz? dedi. Evet hanımefendi. İsveçli bir yazar. İsmi! İsmi! Elimin altındaki okuduğum kitabın yazarını unuttum. Truva konulu...Rezil oldum! Eyvind Johnson dedi. Ya evet evet o işte...

Şu yukarıdaki adamın yerinde olmak isterdim. Aslan en azından beni teselli ederdi. Hadi canım takma bu kadar der, bana aynı o şekilde sarılırdı...

Son model arabasına bindi. Eğildi ofisin tarafına bir kez daha baktı.

...

Tv. kuruluşunda sürücü. Vaayyy benim abim be. Bırak şu müziği. Karadenizli.

Abim Kemençe-Tulum-Horon olsaydı tepinirdik. Başka kanal çekmiyor.
Çekseydi iyi olurdu. Tepinirdik!

....

Şaşırdım! Blues ha! Kariyer mi yapıyoruz? Yok başka kanal çekmiyor.
Olsun. Sizi müzik dinlerken görmek... sevindim doğrusu...

....

- Efendim
- Perşembe günü götür şu radyoyu...
- Perşembe izinliyim koçum. Zehra söylemedi mi?
- Ben kaldırıyorum o zaman...
- Sana da iyilik yaramıyor yav!
- Cevizci! Başlatma iyiliğinden...

....

Yani gerçekten o insanın yerinde olmak isterdim.
-------
Salı bugün,
İnanılmaz bir sıcak var ve klimada sıcak üflüyor.
Bir Allahın kulu da kalkıp klimayı kapatmıyor.
Ben de kalkmıyorum.
Yazıları okumaya başlayınca,
Dalıp kalmışım,
Neyse ki şimdi kapattım.
Dönüp baştan başlayabilirim.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2016-10-12 22:43:32
İsim : önemli mi
Başlık : Sonbahar
Yorum : Yerimden kalkıp yüzümü ıslatmam gerek. Üşeniyorum. Alnım çok fazla
rüzgâr yedi. Uyuşuk. Gözlerim kapanıp duruyor. Bunaltıcı bir hava.
Dokunuyor. Ya rüzgâr kesilip yağmur yağmalı ya da kalkıp şu miskinliğe alışkın yüzümü yıkamam. Çok fazla dağınığım. Örneğin damak tadıma uygun tütün bulamadığım gibi bir şey. Çok fazla para harcıyorum. Tütünler doğru çöpe gidiyor sonra...Sıtkınım. Belki..yani..işte...kıvırtıp duruyorum.

Deneme yazıları okumam uzun sürüyor. On gündür Tarık Buğra bey bana bakıyor. Gözlerimi kaçırıyorum. Suçluluk hissimden kaynaklanan
darbeler beynimin kılcal damarlarını bayağı gerip duruyorlar. Geri döneceğim yerleri kıvırdım. Aslında bildiğim konuların biraz gelişmişi...
Eğitim-Tarih-Politika-Kültür...Ve tüm bu başlıklara yabancı kalmış hatta yerle bir etmiş bir ülke de elbette yaşamak gerçekten çok zor...

Sonunda kalktım. Tütün kâğıdını yaydım. Tütün bıraktım. Yuvarladım.
Kapının önüne çıktım. Daha ilk dumanda nalet olsun deyip salladım.
Kapıyı kilitledim. Kuruyemişçiye daldım. Yavuzcum bir Camel alsam...
Yine mi tütün abi? Aynen canım...

Gürültüleri bitmedi. Tüpçü-Faturacı ( Banka anlaşmalı )- Tavuk Dönerci.
Tüm aile kaç gündür dibimde. Bazen kitaba dalmışken bağıtılarından çok ürküyorum. Ürkek gözlerle bakıyorum. Şaşkın-şaşkın..

Bazen verilecek sadakam varmış diye düşünüyorum. Özellikle iki hanım
için. Haklarında çıkan yazıları okudukça yaşantılarını izledikçe namazlar kılasım dualar edesim var. Yani ciddi anlamda şu an ki yaşamım asla yaşamım olmazdı. Acaba birilerine iyilik yaptım da karşılığını mı alıyorum dersiniz? Belki de...

Kısıtlıyorum kendimi. Örneğin futbol hakkında konuşmuyorum. Örneğin kocaman beyaz tüylü köpek tatlı tatlı diz hizama yanaşıp yaslandığında oradan bana baktığında, başını okşuyorum. Kocaman bir köpek. Çok hoşuna gidiyor.

Küçük Mehmet de taktı. Amca ileride dişli bir şey var. Apartman girişine
nereden kim tarafından atıldığı belli olmayan bir kaplumbağanın sırtı.
Yavru üstelik. Arkasındaki çıkıntılar dişlere benziyor. Mehmetçim bunlar dişlere benziyor ama bu bir kaplumbağa sırtı. Bak kurumuş. Ama bu sırt renkli. Her kağlumbağanın farklı desenleri farklı renkleri vardır yaaa....Mehmet koşuyor. Babaanne babaanne bak ne buldummmm...Evladım amcanı rahat bırak sıkma...Hadi ama. Bak servis saatin yaklaştı...

Miskinim.
Uyuşuğum.
Uykum var.
Ama iyi tütün almam lazım.

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2016-10-13 11:12:48
İsim : önemli mi ...
Başlık : Hayvanlar alemi
Yorum : Tekirdağ da aşağılında aşağılı. Köpeği traktörünün arkasına bağlamış. Zavallı hayvan traktörün hızına yetişemiyor. Sürücüler uyarıyor. Uyaran sürücülerde yumuşak. Yani ben olmalıydım. O aşağılığı köpeğin yerine bağlar aynı işkenceyi kesinlikle yapardım. Yasalar mı?
Hangi canlının yaşama hakkı önemseniyor ki köpeğin önemsensin?
Sivil toplum kuruluşları mı hayvan severler derneği mi anca çıkarları olanlarla sosyetelere çalışırlar. O zavallı köpeğin hakkı görünmez...Aynı sendikalar gibi. Gerçi köşe yazarlarında bu halk için umutları kalmadı. Böyle yönetilmeye böyle halk söylemleri başladı...

...

Takım elbiseli. Parlak ve yakışıklı. Baba var baba var. Baba var oğlunu
konuşturur baba var aman oğlum der boş ver baba var yorgun oğluna
aman oğlum oku der vs...

Bu genç adam başka. Özelliği var onun. Babası yönetimde. Havalı cakalı...Televizyon kanalı koskoca başkent parsel parsel onun ve arkadaşlarının. Hani şu eski Ato başkanı ve diğerleri derken eski
Türk İş Sendikası başkanı da işin içinde...Ben dünyanın hiç bir tarafında tanık olmamışımdır. Bir sendika başkanı koruma ordusuyla
dolaşsın sekreterlerle danışmanlarla turlasın...

Bu genç adam kanalda konuşuyor. Bu konuşma serbestliği kendilerine özgü. Tarihe sahip çıkmaktan kültürün öneminden ilimden bilimden derken, chp de hangi genel başkan gelmiş de Atatürk' ün ilmini bilgisini
asmış diyor. Donup kalıyorum. Kanalı kapatıyorum...

Gittikçe yozlaşıyoruz artık...

Bentderesi' n de ve Hacı Bayram da Tarihi Roma Hamamları yıllarca bakımsızlıktan çürüyüp gittiler. Haberlerde yine. Bu eserlere restorasyon yapılmış. Bildiğiniz mermer kullanılmış. Tarihi Ankara evleri yenileniyor. AB destekli bu yenilik adı altında bu evler amele evlerine döndü ne yazık ki. Metro kazılarında rastlanılan tarihi eserler konuşulmaz ama. Halk mı? Bu genç adam konuşuyor. Rantın temellerini o atacak çünkü. Babasından sonra. Çekici sipiker hanımda
evlenir bu genç adamla. Tatlı tatlı dinliyor...

....

Huzur mu?
Öfkelenmelerimi yazıya dökemiyorum. Hep yumuşak yazılar yazıyorum.
Üstteki resime bakıyorum sık sık. Bazen o adamın yerinde kendimi düşlüyorum. Tüm anlatamadıklarımı unutarak yaşamayı özlüyorum...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.