Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günaydın Şiirleri
Yalnızlık
Özlem
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Aralık
Zavallı can çekişen ...
Günaydın
Duyuyorum
Senin niye kalbin ac ...
bahar
kanlica
anlatsana biraz
:(
Geçiş...
Günaydın
Gün Sana Kavuşuyor
Bahar bize de gelsene
Ah İstanbul İstanbul olal ...
Öyle gözlerimin içerisind ...
su tasarrufu nasıl resmedilir? günlük, resim ve geometri, çocukta resim eğitimi, resim eğitimi, özlem, günlük, şiiri ramiz yedi, televizyonda matematik, izlediklerim, yaşamayı öğrenmek tümü

Şu an sitede 13 kişi on-line
Bugün 2,548 ziyaretçi 
Toplam 9,488,223 ziyaretçi 
 
 
   
  Aralık
  04.12.2016 - Şiir Defterim / Özlem
   
 

Sen aralık ayını bilmezsin.
Ne gökyüzün yeter ne de yeryüzün.
Ne masumiyetin yeter ne de hayallerin.
Aralık soğuktur.
Cehennem gibi soğuk.
Hala ölüm mü diyorsun!
Ölüm sadece soğuk!

   
   1,802 kez okunmuştur. Yorumlar (5) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 5 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2016-12-10 23:27:57
İsim : önemli mi...
Başlık : Son
Yorum : Yazdan bu yana dalgınım. Bazen bir sürü yerlerde olduğumdan kaynaklanan bir durum. Ama niye? Aklım çokça çocukça. Aklım ara-sıra olgun, aklım sanki tarlada en son kalan ham kavun. Tatsız-şekersiz- iştah kaçıran...

Aralık ayındayız.
-----
Aralık
Kapılarımız aralık
Hayatımız aralık
Yılın demi aralık
Süpürdün, aklımızı aldın Aralık
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2016-12-12 08:11:38
İsim : önemli mi...
Başlık : Başka
Yorum : "Aralık" ' a başka paragraflarla bakalım.

Pek masum olduğum söylenemez. Şarkısı da var. " Masum Değiliz Hiç Birimiz ".

1/
Geçen hafta; Dolapta son koli yumurta kalmış. Hesabı kapatıyorum artık. Ofisin mıknatıslı kapısı açıldı. Siyah paltolu koyu lacivert rujlu
balık etli uzunca kalın dudaklı fındık burunlu orta büyüklükte siyah gözlü albenisi ve elektriği yüksek yayan bir hanım iyi akşamlar dileyerek girdi. Gülümsemesi bile başka türlüydü. Yaydığı kokuysa
bir an kendimden geçirecek gibi oldu ama işte burada durmam lazım.
Erkeğin o...pusu vardır. Derin bir soluk aldım ve o türlü erkeklerden değilsin lan dedim içimden.
- Hoş geldiniz.
- Hoş buldum...Bu "HOŞBUL" ' a eklenen "DUM" hecesine ekine sinir olsam da içimden boş ver oğlum dedim.
- Aaa sadece bir koli mi kaldı?
- Evet efendim.
- Sakın bayat olmasın!
- Olur mu efendim. Taze!
- Desenize bu benim kısmetim miş!
- Evet efendim.
- Son kalan lezzetli olur değil mi?
- Haklısınız efendim. Sona kalanın dibi her zaman lezzetli olur. Dediğiniz gibi. Gerçi son kalandan bir şey anlamadım ama neyse.
- İyi o zaman alayım ben bunu!
- Kredi geçerli mi?
- Geçerli efendim...Bu arada neredeyse masanın arkasına geçecek...
- Aaa kitap mı okuyorsunuz?
- Eh işte ara sıra efendim...
- Okunacak bir kitap her halde...
- Her halde efendim.
- Başka kitaplarda okuyor musunuz?
- Ne tür mü?
- Evet...
- Zamanım olmuyor efendim...
- Keşke olsaydı...Çok yazık değil mi? O ara kartını makineye taktım.
- Bilmem hiç düşünmedim...Güldü!
- Düşünün isterseniz...Ama görüyorum ki kendinizi aşmaya niyetiniz yok...
- Yaşamımdan memnunum efendim...Başını salladı. Karanfil kokulu saçlarını havalandırdı ve,
- İyi akşamlar size...dedi ve hiç arkasına bakmadan çıkıp gitti.

O akşam hesabı kapatamadım. İlk kez ofiste bir sigara içtim. Yani yakalansam eminim sıkıntımı anlatamazdım. Anlatsam da kimse anlamazdı. Oda sipreyini bolca sıktım. Her şeyi söndürdüm.
Dışarı çıktım. Zırt telefon.
- Efendim Hakkı abi!
- Kapattın mı?
- Şimdi kapattım...
- Yav şu iks raporunu bir daha tarif etsene!
- Kırmızı çarpıya bas. Çıkan menüde yedi rakamını seç. Girişe bas.
Kırmızı çarpıya bas. Kasiyere bas. Girişe bas.
- Hah iks raporu yazıyor kardeş...İyi akşamlar. İşler ne alemde...
- Dolap boşaldı...
- Ünlüsün bu konuda...Maşallah maşallah. Eee biz memuriyetten sen pazardan serbest piyasadan...
- Hakkı abi hadi iyi akşamlar....

Gök yüzü sisli. İçime işliyor. Bu sisin kokusu...Bu koku doğu da dağın başında da vardı oğlum...
-------
Uzaktan seslenir tedirgin bir sesleniş gibi..
Aralık.
Sesin aralık,
Soluğun aralık,
Sıcağın aralık,
Nefesin aralık.
Mektupların aralık.
Ay desem...
Ayın da aralık...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2016-12-13 07:42:46
İsim : önemli mi...
Başlık : Sancı
Yorum : 2/

Sanki saat dokuzu altı geçe; yüceler bu günkü yaşadığım zemini hazırlamışlar. Ne kadar halkçı ne kadar cumhuriyetçi ne kadar liberal ne kadar muhafazakar ne kadar İslamcı ne kadar Müslüman ne kadar demokrat ne kadar genarel ve subaylar varsa, saat dokuzu beş geçeden saat dokuzu altı geçe, tüm aralık kapılardan girip, bu günküler
için çalışmışlar...Bu öylesine suskunluk isteyen bir konu ki, yazsam bir türlü yazmasam bin türlü...

Çoğu zaman çok zekice başlıklar atıyorsunuz. o başlıklara altına sıralanan cümlelere katkıda bulunmaya bayağı zorlanıyorum. Her neyse...
...

"Aralık" . Örneğin bazı kapıların aralık kalması söz konusudur. Ki dönmeye yüzün olsun. Bunu herkes bilir. Daha çokta çıkarını üst seviyede belirleyenler. Hedefi zamanı gelince merkezinden sektirmeden vururlar...

" Aralık ". Boşluk. Bunuysa yöneticiler pek iyi kullanırlar. Bayılırlar boşlukları doldurmaya. Çünkü onlar için eksiktir. Eksiyi kendi paylarına artıya döndürmek için bayağı çenelerini nüfuslarını kullanırlar. Artık HALK DEĞİLDE veya HALK ULUSU yerine MİLLET ve MİLLET ULUSU, faydalar zararlar konuşulur hale geldi...

...

Bilmelisiniz ki arka cebimde mide hapı taşıyorum. Son yıllarda içimdeki
baskıyı-baskıları seslendiremediğimden ve o baskıları özgürce yazamadığımdan dolayı midem iflasın eşiğine geldi. O eşiği atlamaması gerek. Dün akşam düşünebiliyor musunuz bir yandan bir iki lokma yemeye çalışıyorum bir yandan da kocaman adamım ya, ağlamam sanıyordum ama mutfak penceresinden karanlığa bakıp bakıp hüngür hüngür ağlıyorum. Garip bir ironi mi nedirse?

....

Akşam bir ileti geldi.

İleti aynen şöyle. Aralığı bulanlarla ilgili. Başkasının sermayesinden aralıkları fırsat bilip. kendine çıkar sağlayanlarla ama hepimizin durumu
kurallara uymazsak, haklı nedenlerden dolayı iş akdimize son verilecek.

( Ofis yetkililerinin dikkatine! Yarın sabahtan itibaren ofisler açılır açılmaz yazar kasalardan Malzeme Parametreleri Yüklenecektir. Gelen herkese alsın ya da almasın fiş verilecektir. Bu Kurallara Uymayan, Aksini yapan olursa İŞ AKDİNE HAKLI NEDENLERDEN DOLAYI SON VERİLECEKTİR. Hayırlı işler.)

Gününüz ılımlı geçsin...
----
Ya çok sıcak ya çok soğuk geçiyor.
Ilımanı yakalayamadık daha.
Bakalım..
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2016-12-15 09:15:36
İsim : önemli mi
Başlık : Burgumsu
Yorum : 3/

Evvelsi sabah henüz güneş doğmadan yola çıktım. Ayaz vardı. Elmadağ zirvelerindeyse incecik kar. Nıke beremi kulaklarıma indirdim.
Kulağımdaki tek taşlı küpeme takıldı. Kulak memem aksiliğe bakın ki yukarı kıvrıldı. Düzeltene kadar bayağı yürüdüm. Sonunda caddeye çıktım. Dolmuş durağında iki sevgili galiba bir de ben vardım. Gelmişken hesabı MİŞ BANKASININ matiğine yatırmayı düşündüm.
Yakınımdaki yine arızalıdır belli olmaz. MİŞ BANKASININ matik yuvasına paraları soktum. Bir kaçını geri itekledi.
- Beğenmedin mi cicim?
- Beğenmedim yakışıklı!
- Neden?
- Bazı yerleri aşınmış bazı yerleri kıvrık cicim...
- Düzeltelim...
- İyi olur cicim...
Paraları düzelttim. Yuvasına sokarken,
- Umarım olmuştur dedim...
- Umarım dedi o da...
Matikle konuşacak kadar ileri seviyededir aklım.

Karnım aç. Midem bu ayazda bu kırsal iklimde sürekli hava almakta.
Hava aldığı için de sızlamakta. İşkembe olsa içerim. Karşıdaki pideci açık. Bir kere içmiştim. Cimri davrandıkları aklıma geldi. Tanesi azdı.
Suyu boldu. İttiret gitsin. Şimdi karşıya kim geçecek? Ben mi? Şimdi
amelenin takıldığı 60 yıllık Bolu lokantasına, sıcacık odun sobasının dibine kim sığınacak ben mi? Hayatım buz olmuş Kezbaannn! Sen olsaydın şimdi bu saatte...yani ölmemiş olsaydın. O pezevenk seni
öldürmemiş olsaydı sana koşardım. Hayır beni bilirsin. Sırf ısınmak için. Anne sevgisi gibi koynuna sokulurdum değil mi? Ah Kezban bir it kadar ne değerim ne de anlatacak yalnızlığım var artık. Suskunum...
Bu ülke beni korkutuyor. Bu ülke prangasız suskunlaştırıyor, bu ülke
hapis mapus karanlık...Bak Nazım' ca gibi düşündüm...

Dolmuş geldi. Geçen ay da gelmişti. İlan tahtasına bakmamıştım. Sarı ilan tahtalısına binmişim. Çok sonra ayrımına vardım. Başka bir yöne yöneldiğinin. Olmadık bir yerde inmiş taksi çevirmiştim. Ofisin açılma saati yaklaşmıştı. Bu kez doğru olanı yaptım. Mavi ilan tahtalısına bindim. Sevgililerde bindi. Arka sıraya oturdular. Fısır fısırlar. Az önce
duvara yaslanmışlar dudakları konuşturuyorlardı. Şimdiyse fısır fısır fısıltılı...

Tunalı kavşağında indim. Karşıya geçerek İNANSBANK ATEMESİNE
yürüdüm. Maaş günüm. Kartı soktum. Hesaptan maaş çekmeye tıkladım. Ekranda bir şeyler yazdı. Okumadım. Lak maaşı verdi...
Ofise geçtim. Geldiğimi telefonla haber verdim. Hilal hanım yine bir isteğim olup olmadığını sordu. İnsanoğlunun isteği istekleri biter mi?
Bu hanımları merak ediyorum aslında. Görevlerini firmanın başka
bölümlerinde yürütüyorlar. Hilal hanımda acemi. Ustalaşınca o da başkasına bırakacak santralı...

Yasin' den çıtır simit aldım. RAKINROL KANALINI açtım. Demli çayımı
doldurdum. Beş şeker. Sonra tek tek...Simidimi yarıya böldüm. Güneş karşı binaya yeni vurdu. Simdin ucundan ısırdım. Kezbaaannn ah Kezban...O gün o çay bahçesine gidip dünya kadar muhabbet etmeseydik keşke. Güya seni eve götürecektim. Seninle de böyle simit çay sıkıştırmıştık muhabbet arasına...Zaman akmıştı Kezban. İşin yaptığın işin aklına geldi.
- Hadi eve gidelim...
- Ne evi?
- Senin evine!
- Sahi ya! Biz eve gidip sevişecektik değil mi?
- Her halde...
- Ben vaz geçtim...
- Neden? Beğenmedin mi beni? Münevver hanıma dünya kadar para bırakmışsın...
- Boş ver parayı...
- Deli misin sen?
- Nasıl yorumlarsan artık...Hadi seni göndereyim.
Kezban gitti. Aklında offf bir sürü soruyla uçtu. Münevver hanım aradı.
- Lan hıyar öbür karıları götürdün de Kezban' ı niye...lafı ağzına tıkadım
ama...beğenmedin mi? Ağlayıp duruyor karşımda. Benim neyim eksik diye?
- Söz. Bir ara yemeğe çıkarız...
Bazı hatunlar vardır. Aralık da olsalar olmaz...Bu hatunların yanlışlıkla
hayat hikayelerini dinlerseniz hayatta yatamazsınız...Ben yatmam mesela. Yatarsam kendime ihanet etmiş olurum. Aralık' a saygım kalmaz...

Maaş makbuzuna gözüm takıldı. Yakınları taktım. Alın işte İNANSBANK MATİĞİDE yamuk yapmış. Maaşı KULLANILABİLİR LİMİTTEN vermiş.
Akrandaki yazının çıkışı anlaşılıyor yani.

- Yanlışlıkla kullanıla bilirden çekmişim.
- Bir şey olmaz. Maaş bu gün yatarsa ama...
- Yatmazsa...
- Ufak ufak faize girer...
- Aman girmesin Nur hanım. Ben cebimden yatırıyım. Akşam olsa olur mu?
- Olur olur...

Öğleden sonra;
- Buyur Sebahattin abi...
- Maaşı çektin mi?
- Yok. Öbür taraftan almışım. Aralık olunca sızasım geldi...
- Aralık mı?
- Boş ver abi ya...
- Neyse yatırmışlar. Mesajı okumadın mı?
- Telefon paltonun cebinde.
- La oğlum la evladım artık zamana ayak uydur...
- Çalışırım...
- Çalışma evladım ALIŞ artık...
-----
Günaydın :)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2016-12-16 05:42:04
İsim : önemli mi...
Başlık : Bohem
Yorum : 4/

Geçenlerde kapıya omzumu dayamış, kaldırım boyunca dizilmiş ağaçların dallarından, artık ciddi anlamda solgun bakır rengine dönüşmüş yaprakların, rüzgârdan, dallarından kopuşlarını, havada-boşlukta bir-iki dönüp uçuşlarını, sonra da kaldırıma inişlerini, o dikdörtgen taşların üzerinde bir kızakmış gibi kayışlarını izliyorum...
O ara bir konuşmayla sol tarafıma döndüm. Belli ki üniversiteli.
Bankamatiğe kızıyor. Türkçe sözcükler çoğunlukla düzgün gibi görünseler de, bir harfinin bile çekildiğinde, o sözcükler ucu-bucağı olmayan anlamlara doğru yolculuk yaparlar. Elbette sizden ve burada bulunan okuyucular varsa özrümü kabul etsinler. Arada bir bende
bu sözcüklerden kullanır oldum. Örneğin " Kıç ". Sadece insana var olan bir sözcük mü? Suda yüzenlerin arkalarına da diyorlar. Üniversiteli bankamatikle o kadar samimi oldu ki; handiyse bu samimiyeti ileri götürecek, bankamatikle sevişecek seviyeye çıkardı.
Zorunlu olarak " Aralık' dan " sızmayı kendime görev edindim.
- Evladım yazıktır günahtır dedim. Bu kadar ağır hakareti hak etmiyor zavallı. Dili olsa da yirmidört saat kendisine ( özür dileyerek ) gireni - çıkanı sana anlatsa. Zaten sık sık kafayı yemesi bundan.
- Ama amca baksana veriyorum - veriyorum almıyor. Sürekli geri verip duruyor.
- Yavrum gel ben sana o paranın yenisini vereyim. Yoksa matiği işlemez hale getireceksin. Sonuçta verdiğim para işe yaradı. Zavallı matik rahat bir nefes aldı.

Hazır " Aralık' dan " sızmayı anlatıyoruz hadiyin bakalım bir sızma daha anlatalım.

Bir kaç yıl oldu. İRAAT BANKASININ matiğindeyim. Önümde oldukça yaşlı bir adam var. Bastonu matiğin duvarına dayamış. Titrek parmaklarıyla tuşların üzerinde sörf halinde. Belki on dakika - onbeş dakika geçti. Dayanamadım. Ensesinden sızarak ekrana baktım. Adamın bayağı kabarık bir hesabı var. Ensesindeyim ve soluğumu bile
hissetmeyen bu adam belli ki ya dilenci ya da oldukça cimri bir emekli.
Tıpkı bir yılan gibi tıslayarak;
- Yeee yeee yeee! Ölüp gi-de-cek-sin ! Adam öylesine irkildi ki bu irkilmesinden ben korktum.
- Ehem ühüm eh eh filan sesleri çıktı...
- Ne ehemi ne ühümü ihtiyar. Bu kadar cukka sen yemezsen ya bilmem neci ya bilmem necisi yiyecek...
- Ama olmaz ki yav...
- Ne olmazı ihtiyar. Ağaç olduk burada. Bak arkamdakilerin sözcülüğünü de ben yapıyorum dedim demesine de arka taraflardan bir hanım sesi,
- Kimden izin aldın sözcülüğü yapmak için demesin mi? Dönüp baktım.
Yaşlıca bakımlı bir hanım. Devam etti hatta biraz daha yaklaştı bana.
( Aralık' dan sızdı ) Ben benim sözcülüğümü yapmana izin vermiyorum.
Önündeki beye saygılı ol! Bu kez de ötekilerden mırıltılar yükseldi.
Bizim ihtiyar toparlandı. Çekti gitti. Kendi işimi iki dakika da bitirdim.
Amaann Allah' ım bir ne göreyim. İhtiyarla bana çıkış yapan kadın kafa kafaya vermişler konuşup duruyorlar. Dayanamadım. Özellikle cadıya kızmıştım. Yanaştım.
- İhtiyar dedim sen çok daha güzellerine çok daha gencine layıksın. Bu ne dedim? Görmüyor musun haritaya dönmüş artık. İhtiyar kıpkırmızı kesildi. Cadıysa,
- Terbiyesiz seni defol git şuradan! Bela mısın nesin?
- Sen yine de akıllı ol ihtiyar deyip gelen ilk taksiye atladım...

Bu yazıyı yarı "Aralık "ve çapaklı yıkanmamış bir yüzle yazmak zorunda kaldım. Denemişimdir. Yüzümü yıkadığım zaman aklıma güven olmuyor. Yazacağım konu bana baktığı sırada ben de de yazacağım konuyu yazsam mı yazmasam mı ikiliemine düşüyorum. En iyisi yıkanmamış bir yüzle yazmak...

Kilo almışım. Hayret.
------
Günaydın :)


Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.