Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Tolga ile oturuyoruz
Yeni kimlikler
Bugün Çamurun oldum ...
Tavukları pişirmişem ...
Karanlık çökünce sok ...
ALLAH AŞKINA
masal
blog
😊
günlük 1
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Gamzelerin alık alık
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
hatırlamak ister miyim?, mutluluk nasıl alınır, mihrimah sultan ne kadar yaşadı, mihrimah kimle evlendi, mihrimah sultan kimdir, kanuninin kızı, mihrimah sultan, belirsizlikler, atatürk fotoğrafları, bakımsız tümü

Şu an sitede 11 kişi on-line
Bugün 469 ziyaretçi 
Toplam 10,458,548 ziyaretçi 
 
 
   
  Geçer gider mi sahiden herkes?
  11.04.2017 - Günlüğüm
   
 

Geçer gider mi sahiden herkes?
Giderken her şeyini alır da gider mi?
Sen de gittin mi?
O zaman neden dolu dolu duruyorsun.
Eksilmeden, azalmadan.

   
   602 kez okunmuştur. Yorumlar (5) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 5 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2017-04-12 22:20:43
İsim : önemli mi...
Başlık : Anakara Liladır
Yorum : Lila pastanesini lüks bir cadde de sanırsınız veya en azından öyle düşünürsünüz... Bir Jose Saramago değildim Körlük' ü yazacak kadar da enayi miydim? Bembeyaz bir dünya mı düşleyelim? Hem de süt beyazı! Koyu erlik suyu gibi mi yoksa?

Lila pastanesi olmayacak bir yerdeydi. Genel evlerin hemen dibindeydi.
Üstelik o kocaman demir kapısı açıldığında genel evlerin odalarından ruhunuza leylak kokuları da yelpazeli güllü pazen etekler gibi salım salım hücum ederlerdi. Çok leylak ağacı vardı. Yani beni deli edecek kadar çok. Kadınların bakışları bile leylak rengindeydi lila lila bakarlardı o kocaman simsiyah gözler gergin kullanılmaya hazırlanmış tenler hele o kıpkırmızı rujlar...

Lila pastanesinin bahçesinde masanın lila rengi örtüsüne uzattığım kollarıma bakıp duruyorum. Sonra gözlerim parmaklarıma parmaklarımın mafsallarına kayıyor. Neredeyse tüm mafsallarımın
yaraları kabuk bağlamış durumda. Çıplak yumrukla duvarlara vurursan
böyle olur. İlginçtir böyle anlarda canınızı acıtan kadar canınızı acıtmaz beton duvarlara her gidiş gelişlerinde attığınız yumruklar...

Sen diyor buralara gelme bir daha evladım. Yahu anlasana yakışmıyor buralar sana. Söz ver diyor yaşlı adam...Gıkım çıkmıyor. Yaşlı adam boşalan kahve fincanımı alıyor. Giderken yorgun soluğunu duyuyorum.
...
Ne iş yaparsın sen diyor? Kurtuluş tren istasyonunda oturmuşuz pavyondan çıkardığım kadınla. Ellerimi avuçlarının içine alıyor. Yapraklar uçuşup duruyorlar solgun solgun sarı sarı sağda solda. Sanki kavakların hışırtısı var kadının saçlarında...Omuzuma gömülüyor. İnsanın kendine bu şekilde kıyması için ya ölmesi ya da böyle yaralar mı açması gerekir söylesene diyor? Çenesinin altından tutuyorum. Parmaklarım uyuşuk... Gülümsüyorum. Hadi diyorum bir otele yanaşalım. Ağır ağır sevişelim...Unutalım...Unutalım mı diyor? Seni bilmem ama ben unuturum diyorum...Sahi mi diyor?
...
Rayların yağlanmış siyahlaşmış çakıl taşlarının kokusuna doğru yürüyorum.
...
Gariptir! Abi diyor genç adam 200 metre mesafeden gelmişti tüfek mermisi. Sandım ki bana boğa çarptı. Halbuki çevreme baktığımı anımsıyorum ne boğa vardı ne de başka bir hayvan. Sadece canım yanmamıştı. Ne kadar ilginç değil mi? Neden sonra sol böğrüme baktım! Sol böğrümde minik bir delik vardı. O delikten tuhaf işte duman çıkıyordu. Sonra kıçıma doğru bir şeylerin çarptığını hissettim.
Meraktan işte nedir bana çarpan diye elimi uzattım. Aman Allahım kıçıma çarpan bağırsaklarımmış. Minik deliğin arkasında top büyüklüğünde bir saha açılmış. Abi bu bağırsaklar benim dedim. Topladım bağırsaklarımı sonrasını anımsamıyorum...

Ama diyor o kadının yaptığı çok dokundu bana. İhanet mi diyorsunuz?
O hafif kalırdı...Genç adam çıldırmış olmalı! Belki bana öyle geldi.
Pavyondan çıkardığım kadın var ya...o namussuz orospunun yanında
namus timsaliydi...

Bu mafsallardaki yaralar o sıra oldu. O benim betonumdu artık. Anasını gelmişini geçmişini bitirene dek devam ettim...Sonra aylar sonra öfkem dinginleşti duruldu kurudu...

...
İp Attım Ucu Kaldıda
Darazda Gücü Kaldı
Ben Sevdim Eller Aldı
İçimde Acı Kaldı

Ankaranın bağlarından...
-------
Erguvanlar açtı burda.
Kirazlar çiçeklendi.
Bahar bütün bahçeye yayıldı.
Dal dal geldiğini bağıra bağıra söylüyor.
En çok papatyalar özlüyor seni.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-04-14 07:11:51
İsim : önemli mi
Başlık : Pikeli Taş...
Yorum : Bu Emre Aydın' ın melodileri iyidir. Sabah sabah " Sen beni unutamazsın' ı " dinlemekten ciddi anlamda keyif alıyorum sayın sayfa sahibi.

Konumuz bahar filan. Bahar görüntüleri eşliğinde gri bulutlar şu an gözlerimin akından pencerelere yansıyor.

Geçen sene bu günlerde çıktığım merdivenlerin yeşil çimenleri üstünde
bir hanım tarafından yazılmış kenarları yakılmış yağmur damlalarıyla ıslanmış katlanmış bir mektup buldum. Mürekkepten sözcüklerin bazıları ıslaklıktan okunmuyorlardı. Yine de bulduğum yerde durarak
saçlarıma tıp tıp düşen yağmur damlalarının eşliğinde mektubu okudum. Sanki yasak bir şey yapıyormuşum duygusuna kapıldım mektubu katlayarak yağmurluğumun cebine bırakırken hey tanrım dedim bu zamanda aşk! Sonra tuttum o mektubu Amin Malofun kitabı arasına gizledim. İyi halt ettim. Düşünemedim. Kitap ve içindeki mektup
ciddi anlamda toz oldu. Mektup bir hanımındı. Ama kendisini çok basit nedenler uğruna bırakan bir adama yazılmıştı. Ama sonradan ne olduysa olmuş kadın mektubu adama vermemiş belli ki ya gece ya da sabah karşı yukarıdan aşağıya salmıştı...Belki de gerek görmemişti belki de ulan demiştir değmez pezevenge...Sevgisini içine gömüp her halde dönüp gitmiştir. Belki de gitmeden önce bir sagara yakıp saçlarının yağmur kokulu olduğuna bile aldırmadan dumanı boşluğa üflemiş hatta tebessüm bile etmiştir...
...
Anladığım kadar her şeyi var. Deniz manzaralı lüks bir evi. Dayalı döşeli
balkonları çiçekleri...Sonra da büyüttüğü çocukları balık ve orman kokulu o çocuklar bilirim. Mutluluk pozları o kadar çok. Çocuklarının babasına yaslanışı o yaslanıştan hâlâ içinde bir eziklik bana bakan bakışları...Geçenlerde tıpkı anasının kızı derler ya kızını kel bir adamla evlendirdi. Kel bir damat gülmekten yerlere bıraktım kendimi. Ben babası olsaydım kesinlikle vermezdim anasının gözlerini almış o kızı
kel bir hıyara...Çıkarı vardır kesinlikle. O kızın kanına girmiş beynine işlemiştir namussuz...

İşin en acı yanı nedir? Şudur; o kadar çevre o kadar şatafat o kadar rahat yaşam o kadar balkon deniz çiçek balık rakı şarap kocasına yılışışı filan hepsi boş...Mutsuzluk o boyunu aştı artık. Biliyorum kocasıyla görüntü yapıyorlar mutluyuz pozları veriyorlar ama kocası ondan o kocasından kaçıyor. Kocası çizimlerde ağaçlarda balıkta karısı
dağlarda bayırlarda sosyal kurumlarda boy gösterip duruyorlar.
...
Adamın söylediklerini not edip duruyorum. Belki b ir şeyler çıkarırım derdindeyim. Adamda fazla derin konuşmuyor ki...Gizlediği konuların
kıyısından geçiyor. O kıyıları da sanki sen çöz diyor...

Ulan hıyar diyemiyorum. Ne de olsa bu yüzeysel yazının kahramanı kendisi...Hadi eyvallah deyip gidiyor...
- Hey dayı ne kadar borcum?
- Arkadaş bıraktı kardeş...

Bak ya bir de kibar adam bir de kibar...Kahvemi ödemiş....

Korkunç bir sıcak var. Akşam köfteci hanımla işim var...

Günaydın....

*
Dışarı çıktım.
Yürüdüm biraz.
Papatyalar yine yerli yerlerinde.
Daha burdayız diyorlar. Daha bahar.
Erguvanlar..
Kiraz çiçekleri patlamış,
Biri ordan gülümsür biri burdan.
Sırf onları görebilmek için zamanı durduruyorum.
*
Uyuyamıyorum bir haftadır.
Neden mi?
Kalbi acıyor dut ağacının.
Ondan.
Senin hiç kalbin acıdı mı?
*
Peki Zweig neden öldü?
Hamam böceği soruyor,
Zweig neden öldü?
Onun da canı bu nedenle yanıyormuş.
Bahar bahar ölümden mi bahsedilir?
Haman böceği işte.
Ne yapacaksın.
Zweig'i aldık baş köşeye oturttuk.
Her şeyi yemiyor bliyor musun.
Açlıktan bitap düşecek dertlenip duruyoruz.
Zweig işte..
"Satranç" okumalı diyor.
*
"Sen beni unutamazsın'
https://www.youtube.com/watch?v=3C4S4W7GElk
Sen beni unutamazsın, anımsarsın aniden..
*
Öğleyi geçmiş saat...
Ama daha bahar.
*
Günün aydınlık olsun...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-04-16 00:50:08
İsim : kemal derya
Başlık : boşver
Yorum : başka zamanlar için doğmuşum meğer
beklemeyi sevmeyen trenlerde
gitmek bir şiir
kalmak başka bir şiir
oysa hikayesi olmalı insanın
mesela saatlerin olmadığı görüşmelerde
ben sana yangınmışım
sen bana susuzmuşsun
boşver...
unutulur bu şeyler
ölüm insanı sever maalesef
insanın sevmeyi beceremediği kadar...
------
Günlerden sonra ilk defa bir kaç saat uyuyabildim.

Kalavis ne güzel söylemiş,
Bir ceset gibi gömülü kalbim.
Her çabam kaderimin olumsuz bir yazgısı ile karşı karşıya.

Aklım, o da belki uyur bir kaç saat.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-04-20 12:43:39
İsim : önemli mi
Başlık : ...ve
Yorum : Bu kadar uzun süre yazılar yazacağım bir yerde zınk diye duracağımı usumun kıyısından bile geçirmiyordum. Ama durdum. Her ne ise beni burada tutan; çocukça yazılarıma olgunlukla yanıt veren sıcaklık olmalı.

Bir yandan da tuhaf işte. Hep düşünürüm; sadece yazılarla haberleşenleri...ya o ya öteki bir gün düşse ölümün kucağına,
zaman devam edemeyecek
evet zaman devam edemeyecek
acımasız akışına
geride sadece yazılar kalacak
okyanusların ucundan batmakta olan bir güneş
biraz portakal rengi biraz sıcak rüzgâr
iyot kokulu kalas iskelelerde
hiç konuşulmamış bir ses
bir kedi mırıltısı ya da
hiç yanaşılmamış bir koyunda
bir taş plak düşen bir iğne gibi
kalacak boşluğa aşk...
------
Ya yazanlardan biri ölürse..
Üstelik öldüğünden karşıdakinin haberi bile olmazsa
Ya günlerce haftalarca yazılar yazılıp
Deli bir defterde kilitli kalır ve açılmazsa bile.
Ya yazan kişilerden birinin internete ulaşamayacak kadar parası kalmazsa.
Ya yazılan yazılar artık okunmazsa...
Ya..
Ya..

**

Karalayacak bir tahta var mı? Üstelik tebeşır de var.
Gerisi mi?
Gerisi yalan.
*
*
Bir gün ben de olmayacağım.
Sen de olmayacaksın.
Kemal Derya da olmayacak
Masal da olmayacak
Yazılarıma 663,496,256,203,156,155,134 yorum bırakan
Maviş : 663
velena : 496
gkatekana : 349
velenapruva : 256
masal : 234
nesziha : 203
maviokyanus : 203
Cano : 156
Kiraz : 155
franbuazlı oksuruk surubu : 134
da olmayacak.
Bünyamin de olmayacak
Sümüklü Böcek de olmayacak
Bay Midye de olmayacak
Oyuncu da olmayacak

Ama senin de dediğin gibi..
"Sen Beni Unutamazsın"
.....
bir yerlerde çalacak
https://www.youtube.com/watch?v=3C4S4W7GElk

Konstantinos Kavafis'in Şehir'i hep okunacak..

Bir adam bir akşam, misal bana benzeyen...Tutar geçer tam önünden..
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-04-21 17:53:43
İsim : gkatekana
Başlık : anlatsana biraz
Yorum : Guzellikler yasadik kendi adima unutulmazlar arasinda yerin coktan ayrildi .Vedalar baska baharlara kalsin sen ne anlatirsan guzel anlatirsin yine anlatsana biraz%uD83D%uDE0A
------
eski bir fotoğraf çıkar gelir ansızın,
dokunursun.
hayat parmak uçlarına akar.
bakarsın, yğmurlar yağar içine.
ne düşüneceğime karar veremem,
silersin sisleri, pusları, çığlıkları.
ayna olur,
bir sen olursun..
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.