Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Türkiye'nin Değişen ...
Çivisi çıkmış dünyan ...
Hadi hep birlikte ka ...
Toplayıp Güneşi Otus ...
Duymak
xx
aa bu da varmış
güzel
...
özel
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Gamzelerin alık alık
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
teknoloji, mavi şiirlerim, İstanul balat fotoğrafı, balat, köpek fotoğrafı, sofi, aşk, günlük, tv programı, tümü

Şu an sitede 10 kişi on-line
Bugün 10,193 ziyaretçi 
Toplam 10,672,212 ziyaretçi 
 
 
   
  Ceplerimde sen birikmişsin
  20.04.2017 - Günlüğüm
   
 

Bir yetmiş beş kuruş,

Bir gözlerin,
Bir de bir kaç fakir kelimen..
Ceplerimde sen birikmişsin.
Sen..
Bir çay alsam, 
Yetmiş beş kuruş eksilecek cebim..
Oysaki sen..
Sen çoğalıyorsun..
Eksilirken de çoğalıyorsun.
   
   374 kez okunmuştur. Yorumlar (3) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 3 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2017-04-20 18:24:31
İsim : önemli mi
Başlık : Henüz
Yorum : Ama..." Ben buna hazır değilim dedi ben buna hazır değilim " Ya işte böyle...

Erik ağacının çıplak dalları kısa zamanda yeşile döndü. Minik minik yeşil yapraklar.

Çok sıralar her şeye kapalıyım. Bedenime ruhuma ışığa ıssız gölgelere-göllere savrulan olta gibiyim fısss diye bir ses çıkar misinadan yağmur şakır şakır yağar gölün etrafındaki ağaçlardan göle özlemlerim yıkılır kırmızı benekli bir alabalığı serbest bırakırım hüngür hüngür ağlayarak, kimseler duymaz çünkü yedi göllerdeyimdir bir akşamüstü tepemden gölgeler halinde geçer göçmen kuş sürüleri...

Derken bir gürültü kopar. Bir bulut iner aşağıya yanıma. Yapma birader der yapma...Sırt çantamı hazır hale getiririm. Yolum uzundur. Salarım siyah sırt çantamı. Yazdıklarımı salarım bırakırım patikalara ağaç diplerine kayalara...bir kurşun kalem biraz buruşuk kâğıt dökülürüm
uçurumlardan aşağıya eşkiya eşkiya..

Ana yola saatler sonra çıkarım. Yolcu otobüslerine tenezzül etmem. Yanı başımda duran arabalara ne var der gibi bakarım koskoca otobanda ekip bula bula beni bulur kimlik kontrolü yaparlar sonra da iyi polisler olup hadi gara bırakalım derler...Yalnızlığın tanımı yapılmaz.
Çünkü şu kahrolası omuzlarım hep teğet ve hep sessiz geçmiştir diğer omuzlara dokunmadan...

ne diye yazılıyor o zaman yazılar
yıldırım düşmüş iskele gibiyim
ne kıyıya bağlı ne denize
ne diye yazılıyor o zaman yazılar
ne diye " Sen beni unutamazsın " dinleniyor..

Penceremden bakıp duruyorum. Duruyorum' u sevmesem olur mu? Devinsem devinebilsem...Doğu yönünü siyah bulutlar istila ediyorlar.
Bana yakın olan yerlerde beyazımsılar. Bu beyazımsı yerlerde Ebabiller delicesine yüzüyorlar. Rüzgârla birlikte...Ebabiller yere toprağa bastıklarında bir daha kalkamıyorlar. Yükseklik olmalı havalanmaları için. Bu yıl diye dua ediyorum umarım hiç bir Ebabil yere çakılmaz.

Ara sıra üşüme geliyor ara sıra öksürük var. Halim yok gibi. Oysa geçenlerde masaya vurduğumu anımsıyorum sırası mı diye genzime kaçan bir damla ve bu damla yüzünden salakça bir göçüş...

Bilmiyorum. Birinde birikmenin nasıl bir duygu olduğunu. Bilmiyorum ben de birikenler oldu mu olmadı mı? Düşünmedim hiç...Ya da külleştirdim ben de birikenleri...

Ilık bir çay bu...Yedigöllerde sırtımı dinlendiren bir ağaç var. Ağacın biraz uzağında kahve ve beyaz karışımı bir fare. Bir yaprağın altından
beni seyrediyor. Göz göze gelip duruyoruz. Belki de gitmemi istiyor...
Rüzgâr misinaya çarptıkça misinadan ıslık sesi çıkıyor. Kulaklarımda
tanımsız bir uğultu var...

Çok sonraları şimşek çaktı. Dönüp gitmiştim. Arkamda ne bırakmıştım?
Sonradan bıraktığım olmadık yerlerde çıktı. Çok sonraları şimşek çaktı.
Orada kalmamış. Haklıydı...Neyi nasıl izah edecektim ki? Hangi bahane hangi yalan hangi gerekçe...Hepsine razıydı oysa...

Ama dedim ya, yıldırım düşmüş iskele gibiyim. Ne karaya ne de denize bağlıyım öyle tanımsız bir yerde hiç yazılmamış galiba da yazılamayacak bir müsveddeyim...

Kaçış noktamsa değerli sanki!
Doğu ve Batı karışımından kaynaklanan etimle kemiğimle ruhumla bir Amın Maalouf olacak halimde yok. En azından yazar çözümlemeler yapıyor...Bense henüz kendimi çözme aşamasındayım...
--------
Deprem!

Evde sarsıntılar başladığında herkes dışarı çıkmak için çırpınıyordu.
Biz kıpırdıyamadık. O kocaman dev gibi bina rüzgarda yaprak misali sallanıp durdu. Oysa ki, yağmurdan kardan, soğuktan bizi koruyan güçlü kolları vardı. Ama deprem onu da bir yaprağa dönüştürebiliyormuş işte.
Çok güçlü yapılmasına rağmen, onun da deprem karşısında bir çaresizliği varmış.

Orhan Yücel karşılıksız aşk yüzünden intihar etmiş. Karşılıksız aşk...birini seviyorsun ama o seni sevmiyor. Ona dokunmak istiyorsun ama o sana dokunmak istemiyor. Ona bakmak istiyorsun ama o sana bakmak istemiyor. Sesini duyuyorsun; sesi, aldığın hava oluyor ama o senin sesini duymuyor. Adımlarını duyuyorsun, ne zaman gelir diye bekliyorsun fakat adımları sana hiç akmıyor. Sen ona göçüyorsun, hiçleşiyorsun ama onun için bir tebessümsün sadece. Orhan Yücel ben artık böyle yaşayamıyorum demiş ve noktayı koymuş. Günah olduğunu biliyorum ama gidiyorum. Her şeyin bittiği nokta işte.

ne diye yazılıyor yazılar?
artık kelimeler yolculuğa çıkmak istedikleri için.
nasıl bahar geldiği için çiçek açıyorsa erik ağaçları
karlar eriyip nehirlere karşıyorsa
yazılarda insan beynine kilitli kalmak istemedikleri için mi?

Kayıp yaşıyoruz çoğu zaman.
Hayattan kayıp.
İnsandan kayıp.

Eriklerin çiçekleri döküldü burada.
Herkesten önce karşılamışlardı baharı
Biraz haylaz,asi..
Kiraz, kayısı, ayva daha yeni yeni çiçeklenirken
Onlar tomurcuklanmaya başladı.
Hızlılar anlayacagın.

Benim eriğim, Ayşe.
Ayşe yemyeşil oldu şimdi.
Kollarında incir kuşu..

ne diye yazılıyor o zaman bu yazılar?
kimbilir?
Belki de avluya çıkıp bir lokma güneş görmek için.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-04-20 22:58:49
İsim : masal
Başlık : ah!
Yorum : çok güzel ,çoğalabilmek:)
-----
Bir de masallarda çoğalıyorsan çok daha güzel :)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-04-21 05:44:14
İsim : önemli mi
Başlık : Geçiş...
Yorum : Dün bütün gün pencere-salon-oda ve mutfak arasında dolanıp durdum.
Bir ara bol limonlu çorba-salata kaşıkladım. Arkasından hap yuttum.
Bir ara nane limona baktım. İçsem mi içmesem mi arasında bocalayıp durdum. Bir ara yatağıma uzandım. Düşler gördüm. Özellikle yazacağım yazıların başlıkları düşlerimi ziyaret ettiler ama uyanınca hepsini unuttum. Askında dağınık olmasam kalem ve kâğıt bulundursam yastığım altında iyi olurdu ama nereden bilebilirdim ki
düşlerimde yazıların başlıklarını göreceğimi.

Bütün gece fırtına vardı. İki saat sonra uyandım. Bir bardak su içtim ve tekrar yattım. Bir saat sonra yeniden kalktım. Bu kez gargara yaptım.
Üst solunum yollarım tıkalıydı. Açmaya uğraşmadım. Tekrar yattım ve bu kez gündüz gördüğüm düşleri yeniden ve hemen hemen aynısını gördüm. Yine kâğıt ve kalem yoktu. Annemin lafı aklıma geldi. Kıçın açıkta kalmıştır...Saat dörtte gülesim var ama öksürük nöbetim başlar korkusuyla gülemedim...Kahve yaptım. Yumuşak tütün kullandım. İçim geçmiş...

Fırtına devam ediyor. Apartman boşluğundaki sac çatı sanki çivilerinden sökülmek için zangır zangır gürültü krizine yakalanmış gibi
ötüp duruyor...

Aslında hiç kullanmadığım izinlerimden bir haftasını alsam. Kendime zaman ayırsam fena olmayacak. Belki de grip olmamın etkisi vardır bu düşüncemde. Uzun zamandır grip olmamıştım oysa...

Alnım felaket uyuşuyor. Yüzlerce kez aynı şarkıdayım. Neden birdenbire böyle oldu? Defalarca aynı şarkıyı dinlemek huyum yoktu
oysa...Sanki olanca hızımla duvara toslamış gibiyim. Üstelik emniyetsiz ve savunmasızım. Bir hava yastığı olsaydı bari...

........................................................................................Günaydın...
***
GÜNAYDIN
Günaydın İncir Çekirdeği,
Hiç kullanmadığın izinlerin varmış ne güzel.
Biraz bana da verir misin.
Yavaş yavaş yiyeceğim söz.
Birazını masaya koyarım.
O bana bakar ben ona.
Hala varız hala buradayız der gibi.
Geri kalanına acımam ama,
Her bir damlasına varana,
Tek tek erik dalı, kiraz dalı, avya dalı harcarım gün boyunca.
Bir çay içerim belki arada.
Fırsatlık olursa.
Bir Türk kahvesi.
Acıkmamda arada,
Biraz aç gözlülüğüm var kabul,
Hani olursa bir ekmek, peynir..
Yeşil soğan, marul bir de nane olsun derim mutlaka.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.