Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Dili olan konuşur
Pazar Sabahı Bütün A ...
Paris'te 4 gece
Gözün varsa çıksın!
:Hayat İşte
Sitem
Heyyttt ( Bu elbette siz ...
ne fark eder.
kocabalkan
Bakış
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Gamzelerin alık alık
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
günlük, salih neftçi, kadın dotografı, günün savaşçıları, limon banyosu, limonun faydaları, yemek hikayeleri, yöresel lezzet, güğüm, olursa olur suyu tümü

Şu an sitede 12 kişi on-line
Bugün 1,429 ziyaretçi 
Toplam 10,644,919 ziyaretçi 
 
 
   
  Hayattan pek çok şey öğrenen insanlar
  16.08.2017 - Günlüğüm
   
 

Hayattan pek çok şey öğrenen insanlar, neşeli ve masum kalamazlar...
Dostoyevski - Karamazov Kardeşler

   
   191 kez okunmuştur. Yorumlar (4) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 4 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2017-08-17 21:37:32
İsim : Muhittin Şeker
Başlık : ALLAH AŞKINA
Yorum : Bizim oralarda ısrar "allah aşkına..." öndeyişiyle yapılırdı. Teklif yapılan kişi üzerinde mutlaka bir etkisi olur, en olmaz emr i vakileri bile olabilir hale getirirdi...

Yine bizim oralarda yaşı ne olursa olsun kadınlara ismiyle hitap edilirken sonuna "...kadın", erkeklere ise "...efendi" denirdi. Ayşe Kadın, Elif Kadın, Ali Efendi, Bekir Efendi gibi...

Ninem Fadiş Kadının, kendi ninesinden duyduğu ve bize anlattığı bir Latife Kadın hikayesi hatırlıyorum.

Latife Kadın, bu sözünü ettiğim "allah aşkına" ile yapılan ısrarlı tekliflere son derece duyarlı bri kadınmış. Bir gün ekmek yapmak için avludaki fırını yakmaya çalışırken köyün delisi Kanga gelmiş.
Kanga, gerçek adını kimsenin söylemediği, küçüklüğünde kargaya "kanga" dediği için herkesin bunu lakap yapıp böyle çağırdığı ve 3 yaşındaki erkek çocuklara kullandıkları "efendi" ekinden mahrum ettikleri bir deliymiş. İşte bu Kanga o güz sabahının serinliğinde çıkıp gelmiş Latife Kadının avlusuna ve demiş ki:

-Latife Kadın, allah aşkına bana bi kere versene?!

Ellerindeki hamuru yeni sıyırmış, fırına attığı kuru ardıç dalları ile püren çalılarını yeni tutuşturmuş Latife Kadın bir an şaşırmış. Yarım saate kadar kabaracak mayalı hamur teknesinin üzerindeki örtüyü şöyle bir sıkılamış, fırına kapak yaptığı eski dibek taşı parçası kara taşı yarıya kadar sürmüş ve deli Kanga'ya bakarak "olur" demiş.

Ve tabi el alem var, yerin de kulağı var. Hemen Latife Kadın'ın kahvede oturan kocasına yetiştirmişler. Deli Kanga'nın pantolununa çekerek avludan çıkışından beş dakka sonra eve dönen koca hışımla hesap sormuş Latife Kadından:

-Neden?

-Allah aşkına dedi...

-Peki, o zaman gir şu fırına allah aşkına.

Latife Kadın fırına girince de kapatmış eski dibek taşı parçası sürgüyü üzerine ve çıkıp eve yatmış kocası...

Ertesi gün yanmış cesedi çıkartmak için fırının kapağını açtığında kocası bir de ne görsün. Fırının içi olmuş bir gül bahçesi ve Latife Kadın güller içinde oturmakta.

***

Bilmiyorum bu hikaye/masal da ne derece gerçeklik-doğruluk payı var.Nice Anadolu hikayesi gibi belki de binde bir gerçeklikten, sözel aktarımın kendine has abartı ve keyfi eklemeleriyle (ki ben de biraz yaptım) bu hale geldi.
Ama ne olursa olsun yine de güzel gelir bana allah aşkına teklifine icabet eden Latife Kadının hikayesi.
Hele de yüzlerce yıldır allah adına insanların öldürüldüğü, insan öldürürken allah adının haykırıldığı bir coğrafyada, belki de iki yüzlü muhafazakar ahlakın namus bekçisi el alemin illegal olarak ispiyonladığı bir cinselliği allah adıyla legalize etme masalıdır.

***
Muhittin Ankara notlarında senin de yazıların vardı
Yapmur yağınca
Ben de panik oldum düşürdüm
Toprak silkelendi az biraz
Notların yaprakları bölendi
Biz de fırıcının çırağı ile zor toparladık
Anadolu hikayelerinin büyülü bir tarafları var hep
Harbiden gerçekten olmuş olaylar silsilesi içerisinde
Olağanüstülükler var
Biz başka bir çağpdayız ya onlara masal diyoruz
Aslında gerçekten olmuş
Latife Kadın fırının içinde yanmış gül olmuş
Hadi gel de şimdi anlat Muhittin'e..
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-08-20 07:57:55
İsim : önemli mi
Başlık : hepsim
Yorum : ..........................................................................günaydın yosun....

yazılarını ilgiyle okuyor, meraklı gözlerle resimlerini izliyorum. gerçi hakiki resim sergilerine gitmeyeli çok oldu. hani yağlı-sulu-badanalı-guajlı vs...ellerimi kıçıma atar öyle bir kaç metreden- gerekirse gözlerimi kısarak, sanki resimlerden anılıyormuşum gibi, izler- derinlemesine girecek bir yerleri var mı diye açıkçası açık taraflarını-yönlerini bulmaya çalışırdım...bulurdum o ışık oyunları ortasında ama
ressam (hanım-erkek ) arkadaşlara ayıp olmasın- heveslerini bir yerlerine balık kılçığı gibi takılmasın ( balık kılçığı olabilirdim ) diye sadece gülümsemekle yetinir, ileride beş para etmeyecek sanat değeri olmayan bu resimlere doğrusunu isterseniz acırdım...

...

belki farkındasınız; ama ne önemi var artık. yazılarımı çok da önemseyerek yazmadığımın. genellikle kıçımla düşünür kıçımla düş kurarım ve kıçıma ( yanlış anlamayın )kalem yapıştırarak yazarım. ben de ( Anadolu ) yürek yok. olmadığı yetmezmiş gibi cesaret de yok. kendi gölgesinden bile korkan bir adamım...

Allahtan Kafkanın arkadaşı vardı da hizmetçinin yakmaya hazırlandığı bir kaç notu kurtardı. yoksa bu gün bu çok muhteşem insanı gerçekten okuyamazdık. Dünya için çok büyük bir kayıp olurdu...

Validenizi solucanlara emanet ettiniz demek ki! bense bırakmazsınız sanıyordum. gerçi insanın hakkıdır, kendisine vakit ayırmalı her insan.
( bu da nasıl bir cümle olduysa )...

notlarımı düşürdüğünüze üzülmedim. hatta; atık pislik kanallarına da atmakta serbestsiniz...böylelikle vebalı sıçanlar, bilimum virüsler mikroplar okur da kendi kendilerine kimmiş bu zevzek derler ki, onlarda her halde kıçlarını temizlemek için kullanırlardı...

Muhittin bir masal yazmış. yorum babında... masal veya hikaye...
Şeker mi gerçekten?

bana kalırsa ( kalbin kötü senin derseniz de gıkımı çıkarmam ) kadını deliye zaten dünden veresi varmış...kocasının da ruhunda pezevenklik...

bu masalı günümüze uyarlasak ne olur ki? yani günümüz insanları örf-adet-tarih-gelenek-ar-namus kavramlarına çok önem verirlerde...

kadının deliye vermesi çok kolay olmuş...

ben genelde kafama ya çanta yerim ya da tencere tava....kah kah kah...

dinlenin dinlenin....
***
Kuru ekmek

Midem kazındığında yediğim
Kuru bir ekmek parçası gibi yazıların
Benim gibi midesi kazınanlar varsa
Ki sayfaya gelenlerden olduğunu biliyorum
İnsan ne yapar eder iki eli kanda olsa
Yine o kuru ekmeği asar kapıya
Özensiz misin
Elbette özensizsin
Bazen diyorum
İmlası olsa bu ekmeğin
Bize iki nokta bir virgül koyardı arasına
Onun dışında kuru bir ekmekten insan ne bekleyecek
İçinde peynir olsa kuru ekmeğin görevini görür mü sanıyorsun
İster kıçınla yaz ister çişinle
Gördüğün gibi
Bizim için ekmek ekmektir öpüp başımıza koyuyoruz
Cesur olmanı isterdim ama
Hem de çok
Haklısın korkaksın hem de çok korkuyorsun
Oda oda saklanarak yazıyorsun
Bazen küfrediyorum sana
Burda da bu yapılır mı
Korkmak tercihinse kork tabii
Ama onu da yarım yamalak yapıyorsun
Öyle korkarmış gibi korkma
Gerçekten kork
Sen kork ki
Adam gibi sayabilelim biz de sana
İsteğim elbette cesur olmandır
Bu kadar korkak varken kaleme yazık sana değil
Astığın bir kuru ekmek
Öyle karın doyuruyorum diye havalara da girme
Büyük bir sorumluluk altında da değilsin
Zaten yeteri kadar gün de getirmişsin
Bundan sonra kazınsak ne olur kazınmasak ne olur
Bunca zamandır dindirmişsin geceyi
Sabahı olsa ne olur karanlığı olsa ne olur
Kendi isteğinle "hiç olma" noktasında yaşanmıyor ama hayat
Ölerek gel
Kırarak gel
Islanarak gel
Dökerek gel
Gelirmiş gibi yapma ama
Kör oluyorum
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-08-21 07:51:48
İsim : önemli mi ( sanmam. tepe tepe düşürün )
Başlık : beş adam
Yorum : ................................................günaydın imla...


Kavun Kafa Oktay,
Sırık Mustafa,
Sarraf Ercan,
ve
yönsüz ben...

konum çiş olayımız.

koskoca başkenttin koskokacaman demir yığınından oluşmuş mimari felaket, estetikten yoksun biçimsiz Sakarya Köprüsünün düzlüğündeyiz. sabaha karşı. keyfimiz gıcır. rakı-bira ve kadın derken
durduk yerde o köprünün düzlüğünde iddiaya giriştik. hangimiz kalem yerine çişiyle şu an buraya yazı yazar?

Oktay İzmir yazdı...Sevdiği İzmirliydi...
Ercan Para yazdı. Çok çok zengin oldu...
Mustafa Kadınlar yazdı. üç kadından biri rus ikisi türk yedi çocuk sahibi oldu. bebeler okudular öğretmen-polis-müfettiş oldular bu arada...Mustafa sürekli tebessümde. yengelerimizinde şu ana kadar şikayetleri yok...
bense sadece aşk yazdım...
en zoru benimkisi oldu...
aşk o düzlükte bir kaç gün kaldı...sonra da silindi...
bu masal gerçektir mesela...

kuru ekmek...

konumuz papara...

anam kuru ekmekler atılmasın diye papara yapardı. soğan patates domates ve ekmek parçalarını karıştırırdı...tepsiye doldurup önümüze sürerdi...güzel günlerdi. denemediyseniz deneyebilirsiniz...

konumuz korkaklık...

bunu gerçekten çözemedim. ama gölgemden korktuğum olur arada bir...hem de gündüz vakti.

konumuz sinsilik

işte bu mühim...zamanında yaşadım. bilirim...ulan arkamda kimse kalmamış. bir de utanmadan ararlar satılmış köpekler...

konumuz imla...

bu konudan doğrusunu isterseniz gına geldi bana...

konumuz havalanmak...

bakiiimmm nasıl oluyor? eveeettt şu an da balkondan atladım...havadayım...aşağıya baktım ve seslendim

PEK SAYIN BAKKALIMIZ GÜZEL İNSAN EMİN ABİİİ diye...
koştu hemen. kollarını açtı. yere çakılmadan tuttu...pek sayın abimiz derdiniz ne diye sordu...ne biliiim abicimmm dedim havada nasıl kıçımla yazı yazabilirim diye denemeye kalkıştımda....haaa o zaman oldu abi dedi....çay içelim mi? valla mı dedim? oturduk erik ağacının altına çay içiyoruz...şirketin hesabını düzeltmem için bankaya gitmem lazım... vakit geçsin...abi bilgisayarını alabilirsin dedim...yazıyorsan kalsın dedi. istemem dedim. yazma sitilimi değiştirmeyi düşünüyorum
artık...

***
Günaydın :)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-08-28 07:15:37
İsim : önemli mi
Başlık : diğerler
Yorum : .....................................................................günaydın


"Onun dışında kuru bir ekmekten insan ne bekleyecek
İçinde peynir olsa kuru ekmeğin görevini görür mü sanıyorsun "

genellikle bu dünyanın düzeninde düzenbazların sofrasına oturmam
çaylarını sularını sütlerini rakılarını vs içmem hele ekmeklerini koklamam dünyalar gibi misler gibi kadınlar gibi seksi koksalar da allasalar da pullasalar da çırılçıplak yatağa tazelikleriyle yatmam için hazırlasalar da ne öperim ne koklarım ne de yerim sevgili sayfa sahibi..

ama aması işte genellikle her sabah erik ağacının altına oturup belediyenin süpürge işlerine bakan Osmanla sevgili bakkalımız deli Eminle fırından yeni çıkmış ekmeği ikiye böleriz arasına yağlı beyaz peyniri ya bismillah değip salarız yeni demlenmiş sıcak çayla rüzgarla ilk lokmalarımızı ısırıp ilk çaylarımızı yudumlarız...güneş yeni doğmuştur. her halde kıskanıyordur...

ve biliriz ki bu dünyanın her hangi bir köşesinde bizim gibilerde vardır.
açık sularda açık karalarda ormanlarda bizim gibi bir ağacın bir sandalın gölgesine sığınıp paylaşmasını sevenler bizim gibi konuşanlar bizim gibi rahat uyuyanlar mutlaka vardır...o yüzden ölmeden önce gerçek olanı severiz gerçek kaynaşmayı gerçek dostluğu gerçek müziği ve o yüzdendir ki ölümü her saniye düşünürüz her saniye mezarımıza uzanmadan kendi ölümlerimize dua ederiz...mezarımız yeşersin şenlensin biz gelince yabancılık çekmesin dimi...


"Oda oda saklanarak yazıyorsun "

bakkalımız deli Emin çok güldü bu söyleminize...sonra da dedi ki biz de oda çok...gönül odası erik odası sedir odası incir odası toprak odası mezar odası...ben ya yürek odası diyecek oldum...o çok zor işte dedi. anahtarı yedinci kattadır...hak eden o anahtarı alır...ben bir şey anlamadım ama öyle dedi...

sonra da düşündüm. Hacı Bayram Veli hazretlerinin kapısındayız bir gece. dalmış gitmişiz. o ara bir taksi yanaştı. mini etekli allı pullu kırmızı boyalı ince topuklu bir kadın indi taksiden. bizi görmedi.
doğruca Hacı Bayram Veli' nin penceresine yürüdü. demirlerinden sımsıkı tutundu. gecenin öteki yarısı. hüngür hüngür ağlamaya başladı... deli Emin ya çocuklar dedi sessiz ne düşünürsünüz bilmem ama bu hanım o anahtarı bizlerden önce almıştır...o ara Osman da demez mi fısıltıyla abiler ben de bir gün Fatih camiinde Fatih Sultan Mehmet ile namaz kılmışım. yarabbim o nasıl güzel kokuydu anlatamam...bana baktılar. sustum. her odanın bir sırrı içinize sinen cenneti vardır değil mi sayın sayfa sahibi çünkü ben sırsız odalarda yazmadım işin garibi korkmadım da... umarım sizin de bir gün sır odanız olur...

***
Günaydın
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.