Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Paris'te İlk Üç gün
Paris'te 4 gece
Moulin Rouge mu, Lid ...
İstanbul'da Beyoğlu ...
Sokak Sokak Paris
Gülüşün
Yine burdayız...
.........
.........
💐
İstanbul'da Bir Hafta
Sokak Sokak Paris
Zeytinyağı Müzesi
Cumhuriyet Anıtı ve İki R ...
Sultanahmet'te Küçük Bir ...
kitap, günlük, iranda hayat nasıldır, iran, Gülşifte Farahani ve Mahmud Ahmedinecad, dokunan sözcük "günaydın", güne aydınlık başlayanlar için, bakımsız, öylesine, tümü

Şu an sitede 12 kişi on-line
Bugün 1,812 ziyaretçi 
Toplam 10,882,491 ziyaretçi 
 
 
   
  Paris'te 4 gece
  07.10.2017 - Günlüğüm / Gezi Defteri
   
 

15/09/2017
Paris'te 4 gece için yer bakmaya başladım.
Le petit Gobert olabilir sanki
Ziyaretçiler 10 üzerinden 8,2 puan vermiş
Fiyatı da fena değil.
Terası da varmış.
Metroya daha yakın olabilirdi belki.
Puanının yüksek olması tercih nedenlerimden biri.
Bakmaya devam ediyorum.

Bu baktığım daire idi.
Yurtdışına gittiğimde genelde evlerde kalıyorum.
Otel olabilir mi diye bakınca sanki Paris için daha iyi seçenelkler var.
Hôtel d'Argenson

Merkeze uzaklığı biraz daha artırırsam bunun yarı fiyatına kalabilirim.
Bakmaya devam ediyorum.
Seçeceğim yerin pazara da yakın olması gerekiyor.
Gittiğim zaman mutlaka Paris'in pazarlarını da geziyorum.
Otelin hemen yanında metro olmalı.
Metro hemen yanı başınızda ise,
Neresi olursa olsun siz merkezdesiniz demektir.
Paris'e turla giderseniz size hangi oteli ayarladıklarına mutlaka dikkat edin.
Metro'nun ulaşmadığı yerlerde belli saatlerde otobüsler var.
Eğer kaçırırsanız otelinize ulaşmanız çok fazla meşakatli olabilir.
Benim tavsiyem metro hattı yoksa kesinlikle tercih etmeyin.
Geceleri dışarı çıktığınızda dönüşünüz sıkıntı olacaktır.


18/09/2017

Paris'te nerede kalacağım netleşti.
Uçak biletim de alındı.
Şimdi nereye gideceğimize bakalım.

Gastronomi için..


 


 

Edebiyat

Paris'te. Entelektüeller için Montparnasse'de iki mekan var: La Coupole ve  Le Select. Birinde yemek yeniyor, öbüründe oturuluyor. Yemek için yolun öbür tarafina geçiliyor, kahve için bu tarafina. Türkler bu yolda bir de 
"sehit" vermis. Kahve ile lokanta arasinda gidip gelirken ressam Günes Eskin otomobil altinda kalmis. 
       Le Coupole bir binanin zemin katinda iki basketbol sahasi büyüklügünde kocaman bir salon. 1927 yilinda bistro alarak açilmis. Salonun 32 sütunundaki resimler ve avizeler "Art Deco" görünümü yansitiyor. Cocteau, Hemingway, Faulkner, Sartre ve Picasso gibi ünlü isimler burayi mekan tutanlardan. Sabah 07.30'dan ertesi günün ilk saatlerine, 02.00'ye kadar açik. Çaydan en nefis baliga, istiridyeden havyara, her mideye, her keseye uygun servis var. Aksam 20.30'a kadar lokantada rezervasyon kabul 
ediyorlar. Daha sonra yemek yemek için ayakta sira beklemek gerekiyor. Havasi kadar yemekleri de güzel. 
       Karsi yakadaki Le Select de 1923 yilinda açilmis. Masalarin üzerinde duran ve kahvenin ünlü müsterilerinden söz eden brosürde Türk ressam Komet'in de adi var. 
       Select'in en eski barmeni "Philippe Ratel", Montparnasse'den gelip geçen tüm ünlüler gibi Türk ressamlarini da taniyor. Çogu ile dostlugu var. Montparnasse'de Fransizlarin en fazla tanidigi ve sevdigi Türk sanatçi ise Mübin Orhon. Mübin Orhon 1924 dogumlu bir Mülkiyeli. Paris'e "siyasal bilimler" tahsiline gitmis. Ressam olmus. Anlatildigina göre, Koca Resit 
Pasa'nin ahvadindan, Inönü ile briç oynayan renkli bir kisiymis. Nazim Hikmet'in esi Münevver Hanim ve oglu Mehmet ile ayni binada, Le Coupole'nin biraz ötesinde otururmus. Genç ölen Mübin Orhon'un hikayeleri hala yasiyor. Garsonlar, "Bende bir Mübin Orhon resmi var..." diye övünüyor. Güngör Uras
 
Paris'te hemen hemen gezilecek hattı güzel anlatmış 

Gittiğim gün bağlıyım bir şey yapamacağım.

Bir sonraki gün başlıyor özgürlük.

Pariste iken sokaklarında yürümeyi, pazarlarında gezmeyi, şarabı, peyniri, ekmeği mekanlarından almayı parklarında konaklamayı seviyorum.
 
En güzeli de sokak aralarındaki tatlıları.
 
23/09/2017 Varsa yoksa Paris
Devam ediyoruz Paris'e.
Bu gezi beni biraz heyecanlandırıyor.

07/10/2017
Paris gezisi yarın sabah başlıyor.
Sabah 9:35'te Paris'teyim.
Muhtemelern bir karşılama merasimi olacaktır.
Hazır ben gidiyorken Paris kırmızı halıları serer artık.
Bir saat sonra otelde olurum.
12 gibi otelden çıkıp Seine Nehri ile hasret gidermem lazım.
Sonra programım var.
Paris gezisine ara vermek zorundayım.
Fakat Pazatesi Les Deux Magots'ta kahvaltı yapıyor olacağım.
Hemingway, Picasso, Albert Camus ve Jean Paul Sartre’nin havasını soluyacağım.
   
   561 kez okunmuştur. Yorumlar (2) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 2 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2017-09-24 03:26:23
İsim : önemli mi...
Başlık : Heyyttt ( Bu elbette siz oluyorsunuz )
Yorum : ..........................................................................günaydın ( Yanına bir sözcük ulamıyorum. Çekindim. Hep o Aldatma yazınız yüzünden. Benim masalları da ofiste yazar çekmecemde saklarım. )


Şu yazıyı yazıp uykuma döneceğim pek sayın sayfa sahibi. Anladığım kadarıyla öfkelisiniz. O zaman ne mutlu bu sayfanın sevgili okurlarına ben de dahil bana da mutlu...

Öncelikle Paris' e / inize gidebilir, hoşça vakit geçirebilirsiniz. Kim ne karışır. Bu nedenle kendinizi sıkmayın sayın sayfa sahibi. Ben batı veya Paris düşmanı değilim. Ben özellikle başkaları yerine kendimi kemirir, kendi edebiyatımı bildiğim gibi inşa ederim. Bu edebiyat temeller veya temelsizlikler üzerine kurulabilir. Bundan kime ne. Sonra da kendi kemirdiklerimi kusar o kustuklarımı afiyetle yer, kendi kemirdiklerimle yeniden doğarım...Bu nedenle siz de edebiyata psikolojiye düşünceye ne şekilde bakarsanız bakın bu sadece sizi ilgilendirir.

Gözü olanın gözü çıksın gibi bir iteleme yazısı yazmışsınız. Dua iyi bir şey değildir. Dönüp dolaşır sayın sayfa sahibi, sahibini bulur. Allah korusun size bir şey olursa bu blog yalnız ve sahipsiz kalır. Dua hayırlarla edilmeli bence.

Nazım ve Süreyya' nın adı geçiyor. Beni bu zatların ne yazdıkları ne de
aşkları sevgileri ilgilendirir. Bu zatları erken yaşlarda okuduğum için doğrusunu isterseniz şiir yazmadıklarına karar verdim. Biri annesine Pirayeye ve Rus sevgilisine öteki evlendiği kadına şiirler şiirler şiirler
döktürmüş. Ölmüşler artık sayın sayfa sahibi. Günaha girmeyeyim...

Bazen sizi çok akıllı olarak düşünüyorum ve bazen de acaba yanılıyor muyum duygusuna kapılıyorum. Bazen çok ciddi konulara değiniyorsunuz bazen de ben ve benim gibi zevzeklere ayak uyduruyorsunuz...Karar veremedim. Özellikle şu meşhur " Aldatma" hakkındaki (bir okurunuzun isteği üzerine) yazınızı okudukça sizi ciddi olarak algılamaya, çalışmaya başladım. Neyse ben de korkudan masalıma ara verdim. Kendi kendime şunu düşündüm. Ben zaten hep düşünürüm. Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla misali
şimdi dedim ister misin oğlum görüntüde yazıya psikolojik çözümlemeler getirirken, aslında o çözümlemeleri sana dokundursun...
Aman dedim evladım dikkat et, hazır öfkeli filan şimdi seni de yerle bir eder...

Evet yine dünya kadar alıntı var. Çehov ve diğerleri...Zevkle okudum veya sayfanızı severlerle okuduk mu demeliyim? Bu alıntı yapan yazar-çizer beni yorar. Ben çok gerekmedikçe alıntı yapmam. O yazarlar hoşuma giderlerse beni de dört mevsim bulutlarıyla sararlarsa
onlara ihanet etmeden okumakla yetinirim...

Evet Paris' e gidin. Dinlenin...Sağlıkla dönün sevgili sayfa sahibi...
Artık rahatlıkla bir kaç saat gözleimi kapatabilirim. Elbette bir sürü dualar okuyarak. Ne olur ne olmaz...)

***
Niye korkuyorsun niye,
Neysen osundur işte
Aldatıyor musun aldatırsın
Aldatılıyor musun aldatılırsın
Çekmecende mi saklıcan yazıları
Al o çekmeceyi kafana geçir
İki kuruş yazıyoruz şurda
Eleştir vur kır ver tepkini ama bu çekmece nedir yani
Zaten çekmeceler bozuk
Tamir edildi kapanmıyor
Ne yazısı ne çizeri
Yazar mı kaldı çizer mi kaldı
Varsa kalemin yazacan tabi
Ucu kırıldığında söyle
Ben sana kömürden uç yaratılır anlatırım
Gözlerin mi kör
Göremiyor musun
Okuyorsun da algın mı yok
Nedir bu çekmece ya
Hala alıp geçirmediysen kafana
Haber ver ben geçireceğim
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-10-10 18:26:03
İsim : nesziha
Başlık : ........
Yorum : neden bilmiyorum , paris deyince Halil Cibran 'in Mey Ziyade ye yazdığı mektuplar aklıma geldi..

dedem derdi ki gezmekte bir ilimdir,,, görmekte bir ilimdir...
benim gözlerimle de bak deli..
---
Gözlerin gözlerim
Paris senin gözlerinle çok güzel :)

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.