Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Kelime Defteri
Fakir Kene
Seni Okudum Bugün
Yanlışlık - Albert C ...
José Saramago
.
İlaç
Virgül
Insanları burayı doldurma ...
....
Var Olan Ada
Lizbon'a Gece Treni
Houshang Moradi Kermani - ...
Teksas Tommiks
Son Çıkan Kitaplar - Safi ...
kişisel gelişim, yemekhikayeleri, www.yemekhikayeleri.com, kitaplardaki lezzetler, koca yemeği, günlük, bahar dalı, kadeh, günlük, tümü

Şu an sitede 18 kişi on-line
Bugün 2,316 ziyaretçi 
Toplam 12,312,252 ziyaretçi 
 
 
   
  Taksitle Ölüm
  13.03.2018 - Kitaplığım
   
 

Taksitle Ölüm’ün anlatıcısı daha romanın başlarında ölmenin bile bir bedeli olduğunu, bunu hak etmek gerektiğini açıkça ilan ediyor: “Öyle bedavaya ölünmüyor! Hikâyelerle bezeli güzel bir kefen sunmak lazım Hanımefendi’ye. Son nefes emek ister.”

Taksitle Ölüm, kapıcının ölümüyle başlıyor ve başka bir trajik ölümle sonlanıyor. 

Kitabın yazarı Céline, Mayıs 1936’da André Rousseau’ya yazdığı bir mektupta, poetika’sının amacını şöyle açıklıyor: “Yok canım! Ne numarası, sizi temin ederim ki ben sadece konuştuğum gibi yazıyorum. (...) Yoğunlaşma var burada sadece. Duyguyu yansıtabilmek için tek ifade tarzı bence budur. Ben anlatma derdinde değilim, yalnızca HİSSETTİRMEK istiyorum. Bunu bildik akademik dille, güzel üslupla yapamazsınız. (...) Neden mi argo dilini, jargonunu, sözdizimini bu kadar sık kullanıyorum, gerekirse kendim icat ediyorum? Çünkü tam da söylediğiniz gibi, bu dilin ömrü kısadır, yitip gider. Demek ki hiç olmazsa bir süre yaşamıştır, ben kullandığım sürece YAŞAMAKTADIR. Arı, duru, incelikli ve safkan Fransızca dilinden temel üstünlüğü de budur çünkü o dil ÇOKTAN ÖLMÜŞTÜR, ta başından beri, Voltaire’den beri ölmüştür, cesettir, dead as a poor nail. Bunu herkes hissediyor aslında ama kimse söyleyemiyor, söylemeye cesaret edemiyor!” 

Taksitle ölüm için aleyhte yazılarda en sık rastlanan sözcükler “rezil, korkunç, iğrenç, kepaze” benzeri hakaretlerdir. “Dünyanın en büyük pislik üreticisi” diye manşet atar Combat. Diğer yayın organları da genelde aynı çizgidedir: “Bu hayvani ve kaba görüntüler kaşıntısının ardında, bu çöp yığınının şiddetli darbesinin, lağımdan fışkırmış sözcüklerin volkan patlaması gibi yayılmasının, umumi hela ve dışkı bolluğu tercihinin yarattığı mide bulantısına mazeret ya da hafifletici neden oluşturacak ne var? Hiçbir şey!” (L’Ordre); “Bu kitap asla aile ortamına girmemelidir, hatta kütüphanelerde cehennemi betimleyen eserlerin yer aldığı bölümlerinden bile çıkartılmalıdır. Lütfen sansürü yenidenyasalaştıralım!” (Marseille-Matin). 

Kitabı daha ılımlı eleştirenler de var elbette; Daha ılımlı eleştiriler, hatta R. Fernandez’in Marianne dergisinde yayımladığı ve romanın hakkını veren yazısı gibi olumlu değerlendirmeler de yok değildir elbette: “Birkaç sayfa okuduktan sonra kendinizi anlatının temposuna kaptırıyorsunuz, üslubun çağrısını kabul ediyorsunuz, artık dilin tepki çeken ifadelerini görmez oluyorsunuz, sadece vurgularına duyarlı hale geliyorsunuz.

Kitaptan bir kaç alıntı:

“Cesur insanlar için asla geç değildir” diyordu annem.

İlla delireceksem kendime ait hikâyelerde yol alırım...

Her şeyden bıkılır da uyumak ve hayal kurmaktan asla.

“Peşimden koştu benim delilik. Cilveli şey. Yüzlerce acayip ses denedi, ama ben ondan hızlı delirdim. (...) / Evrenin organıyım. Gereken her şeyi verdim, eti, aklı ve nefesi. Kıyamet operası benimki.”

Adam hep gülümsüyordu ama sıradan bir gülümseme değildi onunki. Mikrop saçıyordu.

   
   937 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :