Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Güzel Fikir
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
%3'e katılmak için t ...
Günaydın Tutku
Günaydın Paris
Hiç iyi değilim Osma ...
Günaydın Soluğum
&
.
İlaç
Virgül
Insanları burayı doldurma ...
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
Gamzelerin alık alık
yaşam, günaydın, püf noktası, ev aletleri, katarakt ameliyatı, alerjik astım, bakımsız, hikaye, inci aral öykü, tümü

Şu an sitede 11 kişi on-line
Bugün 5,010 ziyaretçi 
Toplam 12,314,946 ziyaretçi 
 
 
   
  Sen yoksun ya böyle, ıssız Ankara
  19.04.2018 - Günlüğüm
   
 

Sen yoksun ya böyle, ıssız Ankara


 

   
   223 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 1 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2018-04-21 07:37:37
İsim : önemli mi..
Başlık : Dokunuşunuz
Yorum : dün öğleden sonra buraya da bir yazı yazmıştım ama takoz cep telefonum işe yaramamış olmalı ki size ulaşmamış...

Rahmetli Oğuz'un Tutunamayanlar'ını yeniden okumak için ofisin loş karanlığınla buluşturmayı düşündüm. Çünkü böyle bir kitap ancak, ofisin sessiz-loş-duvar kokulu -hatta sidik de var, ortamında yeniden çaktırmadan okunur. Elbette ben her zaman hainim. Kitabın şiirler bölümünü geçtim. O bölüm her ne kadar bana fazladan yazılmış gibi
gelse de, gerçekten de aklımda kalmayacak cümlelerle dizelerle doluydu. Rahmetli gevezelik yapmış ama ciddi bir gevezelik. Benim gibi ciddiyetsiz bir duruşu yok. Kıskandım. Bakın ilk kez size itiraf ediyorum. Gerçi Selim ve Turgut'a ayıp oldu ama ne yapayım yani?

Böyle bir sessizlikle bütünleşmeye çalışırken kitap hatunlar ve erkekler tarafından da göründü. Kaçamadık yani kitapla. Kimi ağır dedi kimi beni küçümsedi kimi de vay vay çekti...Hele hatunun birine "ne yani beni bir boka benzetemediniz mi ?" deyişimi görmenizi çok isterdim...Kokumu sıkmışım havaya. Saçlarıma jöle sürmüşüm. Işıl ışılım. Hatun da " ay yanlış anladınız. valla ...bey öyle demek istememiştim!" dedi. Enteresan sonradan gelişlerinde bakışları değişti.
Sevişmek ister miydi bilemem ama, bu hatunla doğrusu her hangi bir yatakta olmayı düşlemem bile...

Ankara...Bir zamanlar Ankara ( Amerika filmi değil yani)...Benim için hep soğuk ciddi Moskova kokulu bir şehirdi...Çok istemişimdir İktidarlar kokmasın diye bu şehir. Hatta TBMM. başka bir kente taşınsın. Ama olmuyor insanın her isteği...Hatırası var. Hitit ve Atatürk
gerçeği...

Ankara. Ben Ankara'yı hiç terk etmedim. Bu şehre bir gıdım zarar vermedim. Her şeyim oldu bu şehir. İşim eşim sevgilim çocuğum kedim
ara sıra girdiğim nezaretleriyle bile övündüm...

Terk eden oldu ama. Hem de en yakınlarım en sevdiklerim en önemsediklerim enlerle doluydum ama enlersiz kalakaldım. Çok konuştum kavaklarıyla saksağanlarıyla yalnızlığımı paylaşa paylaşa
geceleri sabahları kendime sarıldım kendimle enler oldum...

Ziyaretime gelenler kalıcı değillerdi.
Hepsi kırgındı bana...
Onlara benzemediğim için...
Belki de o anımsayamadığım kadın haklıydı. Onca kalabalıkta omuzlarından biri değmiyorsa bir başka omuza/lara ne mutlu sana...

Dümdüz ediliyor Ankara. Arabistan'a döndürülüyor...Yakında Kabeyi de koyarlar Kızılay meydanına...

Şarkı güzeldi. Aldı uzaklara bıraktı.

Her ne kadar Tutunamayanları olsa da ben tutunmaktan yanayım. Varsın ecelimle öleyim. Günahlarımla sevaplarımla...

Selamlar...

***

- Herkes geçer diyor. Geçer mi Efendim ?
- Herkes ne bilir acımı Olric ?
Her gün biraz daha acır sonra, biraz daha ve biraz daha. Ama en sonunda ne olur biliyor musun Olric? Geçmez evet geçmez. Geçti sanırsın ama, geçmez... Örneğin, alışverişe çıkarsın bir mağazaya girersin. Öyle bir şarkı çalmaya başlar ki hatırlatır, dağıtır. Geçmez...
Geçer sanırsın ama geçmez. Daha az akla gelmeye başlar, alışıyorum galiba dersin. Arkadaşlardan biri görmüştür onu biriyle bir yerde bir şeyler içerken.. Boğazın kurur, yutkunamazsın ama geçmez... Geçer sanırsın ama geçmez. Telefonun ekranında duvar kağıdı değildir artık, kendinden bile sakladığın bir fotoğrafını görürsün aklındaki galeride. Gözüne çarpar, hatırlatır. Vurur, geçmez. Rehberden adını silmişsindir, numara aklından geçip gitmez. Oturduğu semtin otobüsü önünden geçer sen durakta gözlerin dolmuş beklerken. Defalarca doğru durakta inme telaşı yaşadığın o toplu taşıma faaliyeti gözden yaş taşırma hareketine döner. Binmezsin, ama geçmez. Yine Geçti sanırsın Olric,unuttum dersin.. ama geçmez Olric... Adına bir filmde rastlarsın, alelade bir radyo programının canlı bağlantı kısmında istek bir şarkı üzerine.."Sezen Aksu - Vazgeçtim" talep olunmuştur. Çalınır, geçilmez. Acır, geçme. Birilerini öpüşürken gördüğünde gözünüze çarpan ani bir düşünce ile sarsılır dudağın bir başka dudağa geçme eylemi ve ardından gelen. O da birini öpüyor mudur acaba sorusu ve muhtemeldir öpmesi.. canın acır için kanar, geçmez... Başka birini basmak istersin kanayan yarana. Saçı onun gibidir, gözleri onunkiler gibi kocaman. Sesi onunki gibi ince. Bakarsın, gördüğün o değildir..
Hayal kırılır, parçalar esner. Dağılır, ama geçmez. Acır ama, geçmez Olric.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.