Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Elma şekeri
Yıkık Kale
Temmuz
Bayram trafiği
Sizin Hiç Ramazan Bi ...
aa bu da varmış
güzel
...
özel
Fırtınalar
Limon
Kulaksız
Hırsız
Mezarlık Bekçisi
Kitapçı
hikaye, bakımsız, seyirlik sinema, mektup, , karanlık, özlem, gözüme çarpanlar, aktüel, tümü

Şu an sitede 12 kişi on-line
Bugün 8,035 ziyaretçi 
Toplam 10,670,054 ziyaretçi 
 
 
   
  Kulaksız
  25.03.2008 - Hikaye Kitabım
   
 

Aha işte bu eşek tepti beni de sağır oldum daha on iki yaşındayken. babam da kızdı kulaklarını kesti. onun adı kulaksız benim ki kocamanın sağırı , birlikte büyüdük bu yaşımıza kadar. Kardeşim gibi oldu vicdansız. O nereye ben oraya ya da tersi. Aman ne fark eder. Birlikte güdüyoruz anlayacağınız biz bizi babama hep kocaman derler. aslında çelimsizdir. iki kazma sallasın yorulur. heybetli yürüdüğündendir lakabı. şimdi uzaktan görsen babamı, sana doğru yürüdüğünü görsen, öyle dersin. oturuşu, sigarayı tüttürürken ki tavrı, vallahi heybetli. malına düşkündür düşkün olmasına ya oğlu da başka bir mal değil mi zaten, oğluna da yani bana da düşkündür. köylü çok yalvardı, kıyma hayvana diyerekten. dinlemedi. "o ki canımı yaktı canı yanacak, eşek de olsa" deyip yüklendi bıçağının çeliğini kulaklarına hayvanın.

 Ben de hani küp gibi sağırım desem az. bayağı bir sağırım. yanımda top ne kelime gülle atsalar hikaye. nasıl vurmuşsa tepiği tam yerine gelmiş. duyamam hiç bir şeyleri o gün bu gün.acımam desem hayvana olmaz. acırım ya kendime de pek acırım. o yüzden fazlaca konuşayım istemem bu konuda.
 
Bizim köyün orta yerinde ihtiyar meclisinin toplandığı bir ev vardır. vaktiyle dedemindi bura. öyle olmuş böyle olmuş sonunda köyün malı olmuş. herkes evinden getirdiği gibi sediri döşeği bir güzel donattık o evi. cuma akşamları toplanır türkü söyler eğleniriz. sonra da ihtiyarlar köy hakkında konuşur. işte o zaman karar vermişler benim evlenmeme.
 
civar köylerden bir kız buldular bana çarçabuk. daha ne olduğunu anlamadan bir baktım gerdek odasındayım. kızı billah görmedim daha önce. kör müdür topal mıdır hiç bilmem. ama öyle olsa gerektir. ne de olsa sağırın tekiyim. neyse. şöyle bir baktım gerdek odasının kapısından girdiğimde boyu postu yerinde. ikji adım attı ceketimi almak için,ehh topal da değil.
 
dedim kendime "ulan sağır aferin şansına" amaacele de etmedim. yüzü de önemli. bir ömür yüzüne bakacağız ne de olsa. yaklaşıp açtım duvağını ki ne göreyim. afet kız maşallah. sürmeli gözleri ayrı manalı. kaşları tamam yerinde. ağzı desen bal küpü. ohh ne ala dedim kendime. şansına bak sağır gül hatun düşmüş sana dedim.
 
iki rekaat namazı ihya edip-ne yalan söyleyeyim aklım allah da değil gelindeydi- doğruldum. o gece anladım ne demektir güzel bir çiçeği doyana kadar koklamak. o gece çok iyi anladım neden doymak mümkün olmaz. neyse. sabah kalktım ama çıkamıyorum yataktan. aklım hala orda. gelinde yani. etrafa baktım yok odada filan. dışarı çıktım kumrulara bakmaya.
 
iki avuç yem alıp savurdum bir yandan da gülerek için için. etrafıma toparlanıp yemeye koyuldular. hepsini iyi tanırım ben. ikisi peltektir. konuşamaz. konuşsa da anlaşılmaz söyledikleri. biri korkaktır. bana bile yaklaşmaz. bir diğeri çok sever beni omuzumda dolanır avucumda yer. az sohbet ettik halvet olduk. sağırım ama anlarım bana ne dediğini kumrularımın. sonra aniden ama nasıl birden hepsi birlik havalanıp gitti, şaşırdım
 
ne oldu ne olmadı anlamaya çalışırken gelini gördüm arkamda. üstünde hala gelinliği elinde sopa kumruları kovalıyor. dur mur yapma filan dedimse de hikaye. havada bile vurmaya çalışıyor. "neden" dedim. "neden vurmak istiyorsun ki kumrulara" duymuyorum ama bir gülüyor ki aman yani. gülerek de çıkıp gitti eve. peşinden de ben tabii.
 
mutfakta divana oturmuş bana çay işareti yapıyor. adetten dedim herhalde ilk çayı ben yapacağım. güzelce demledim çayını. yanına ekmek peynir domates salata doğradım. zeytin koydum. bir güzel yedi. bir daha ikimize de çay koyup yanına iliştim. gülüyorum da. dirseğiyle nasıl geçirdi çeneme işte o zaman. korktum. hani bizim eşek bu kadar tepmedi beni.
 
kırık dişimi ona gösterip ne yaptın dedim sesime de azcık öfke katarak. gülüyordu hala. baktım kadına şöye" gerdek bir kadını bu kadar mı değiştirir" dedim. o gülüyordu hala. ama nasıl gülmek!.. şimdi babama anlatsam kesin kesecek bunuda bir yerlerini. acıdım. hadi sen git dedim odaya. git de uyu.
 
ahıra gidip eşeğin yemini vereceğim ne göreyim onunda yanında bir at duruyor. koklaşıp duruyorlar. araya girmek istemedim tabii. eğlensin işte kulaksız. zaten o da ben de ne gördük ki şu ömürcüğümüzde. eğlensin işte. o gece salonda yattım. girmek istemedim odasına. sabahın bir vakti uyandım ki bu başımdan aşağı duruyor. elinde de bir fincan kahve. fena korktum. anladım kadın deli. ya da başka bir şey.
 
tabii. dedim ya acıdım diye. Kuşluk vakti anamla babam geldi oturmaya. Halimizi hatırımızı sordular. iyi işte ne olsun filan deyip geçiştirdim. torun torba isteriz dediler güldüm. gülüştük. o sıra hiddetle açılıp kapı gelin girdi içeri. girdi de babamın kucağına oturdu. baktık elleri kanlı. üstünde hala gelinlik. eli yüzü sağlam bir şey yok ama iki kulak sallanıyor hemen belinde. anladık ki bizim kulaksızın sevgilisi de artık bizim kadar buralı.
   
   2,694 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler : kulaksız, hikaye, öykü, edebiyat
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :